10 Aralık 2008 Çarşamba

Kurban Bayramı,Arog,Boynu Bükükler :))


Geç de olsa bir bayram yazısı yazayım dedim :) Herkesin evinde çeşit çeşit baklavalar,tatlılar yapılmıştır da bitmiştir tabi.Bayramın üçüncü günü gelenler artık genelde avcunu yalama durumunda olurlar :) Bayram geçse de baklava tarifini hayır demem diyenler için de bizim baklavanın tarifi burda
Kurban nasip olupda kesenlere Allah kabul etsin diyorum.Kesemeyenlere de Allah bir daha ki bayramda nasip eder inşallah.Benim için şu et faslı olmasa bayram normal günden farksız geçti.Evde hastalıklı bir vatandaş olarak süründüm diyebilirim :)
Bugün sabah 6 itibariyle annemleri memlekete doğru yolculadık.Çorum,Samsun,Trabzon,Gümüşhane geze geze gidip 20 gün sonra dönücekler inşallah.Babama o kadar sırnaşmama,duygu sömürüsü yapmama rağmen kandıramadım :) Gerçi 10 günlük olan tatil planları 20 güne çıkınca benim peşlerine takılabilme ihtimalim imkansızlaşmıştı çoktan :)
İşte böyle hasta ,sefil,boynu bükük gariban,zavallı bir bayram geçirdim şahsen :) Sizin bayramınız benimkinden katttttttttt kattttttttttttttttttttttttttttt güzel geçmiştir inşallah.Hepinizin tekrar tekrar bayramını tebrik ediyorum.

18 Kasım 2008 Salı

Alın Size Mim :))

Yoğun ısrar (:P) ve istek üzerine daha bugüncük ve bir iki gün evvelcik sahip olduğum mimlerimi cevaplıyım dedim :) İlki yine ve yeniden çileklim sütlümden:) Bu mimin bir hikayesi var hemide.Tam çileklim beni mimlemeye niyetlendiği sıralarda Allah'ım ya Rabbim çilekliyi benim kalbime düşürdü.Dedim özledim hatunu acep nasıldır keyfi ne alemdedir.Hemen bir sms yolladım hatun kişiye "efenim siz ve keyfiniz nasıllar acaba neler yapıyorsunuz"El cevap:"bende seni mimliyodum nihaha" :))) Anında "kalp kalbe karşı derlerrrrr sende üzüldün müüüüüü"diye şarkı çığırdım kendimce de o duymadı tabe :))İşte o mimin konusu buzdolabında neler var?Hemen sayıyoruz efenim;

1-Kahvalıklar(peynir,zeytin,bal,reçel vs vs vs)
2-Zerde(safranın kokusunu sevmediğim için çok zor bir tatlı ooo diye kandırdığım eşimin"konukomşu bana pasta yaparmısın deseler kendini paralarsın bana bi zerde yapma sen"diye isyan etmesi üzerine tırsılmış ve bugün yapılmıştır kendisi :D )
3-Mercimek çorbası,Bulgur pilavı,Tavuk yemeği
4-Koca bir poşet acılı karışık turşu.
5-1kg tenekede keçi peyniri (çocuklar için)yoğurt
6-Mayonez,ketçap,süt,meyve suyu,turşu suyu,sirkeler(elma,üzüm)nar ekşisi
7-İki raf yumurta,safran,ginko,propolis,apranax,çikolata,tarçın,mahlep,dolma fıstığı,kuş üzümü
8-salça,türk kahvesi,nescafe gold,süt tozu,kakao,pasta malzemeleri(yaprak fındık,fıstık,tane fıstık,toz fıstık,süsleme şekerleri,damla çikolata9-meyvelikte;yeşil elma,üzüm,nar,mandalina
10-sebzelikte;patlıcan,kabak,pırasa,marul,domates,salatalık,yeşil soğan,limon11-dondurucu kısmında;poşet poşet mantı(yeni yaptım Allah'ıma bin şükür:P)Köz kırmızı biber,bezelye,et çeşitleri,Sigara böreği,düğme kurabiye,milföy hamuru,buz.

Bizim dolaptan haberler bu kadar.İnanmayan gelir bakar dermişimmmmmmmmmmm :)))

14 Kasım 2008 Cuma

Hanimiş Benim Mimlerim :))




Fi tarihinden kalma iki mimle karşınızdayım efenim.Bir önceki postun resimleri yarım yamalak olunca vede ben bunları bir türlü düzeltemeyince az biraz canım sıkılmış,hevesim kaçmıştı.Ama çok şükür ki düzelttim şuan itibariyle mimlerimi artık cevaplıyayım dedim bende o hevesle :) İlk mim çileklimden hayallerin nedir hatun demişti bi zamanlar kendisi hemen sıralıyorum :)


*Küçücük çocuk olduğum,ilkokul sıralarında oturduğum günlerden beri gerçekleşmesini istediğim en büyük hayallerimden biri de İstanbul veya Marmara Üni. Tarih,Edebiyat,Psikoloji,Sosyoloji fakültelerinden birinden alnımın akıyla mezun olup mesleğimi icra ediyo olmaktı.Benim gibi bir sürü türbanlı öğrencinin bu hayallerine daha ortaokul sıralarında saldırmaya başladı bir takım ot beyinliler.Ama benim hala ümidim var.Yaş problemim de yok ne zaman bu sorun halledilir o sene bendeniz öss de.Kazandığım puanla okumak istediğim fakülteleri işaretliyo olucam bu sefer inşallah.Bir foruma bir puanıma bakıp istediğim fakültede okuyabilcekken çaresiz ağlıyo olmicam :)


*Kendime ait butik bir cafe-pastane tarzı bir mekan işletmek istiyorum.Ev ortamını aratmicak rahatlıkta,sıcak,şık bir cafe.Oturma düzeninde minik minik gene rahat ve şık koltuklar masaları olan,zengin bir kütüphanesi,iyi bir ses sistemive geniş bir müzik arşivi olan bir yer :)Mantısından,dolmasından,pastasına böreğine kadar kendi evinizin mutfağında kendi masanzda koltuklarınızda yiyormuş hissi veren insanı germeyen müthiş lezzetleri olan bir cafe.Ahhhhhhhhhh ahhhhhhhhhhhhhh :)))


*Ney çalmayı çok istiyorum sonra.Bu diğer hayallerimin gerçekleşmesi için uzun bir zaman ihtiyacım olsada bu hayalim kısa bir sürede gerçekleşicek inşallah.Belki yarın belki yarından da yakın diyorum yani :)




Ya işte böyle bana bu kadar hayal yeter.Zaten çok uçup kaçmam öyle hayallerde gerçekçi olmak lazımdır dimi ama :P Bu hayallerim gerçekleşsin daha da bişicik istemem.Bana gelen bu mimi de ninoma,iki dosta,canım leyya ablaya yollarım :)



Gelelim ikinci mimeeee :) Bu mimide diyalog yemeklerinin süheylası yollamıştı bi zamanlar :) Mimin konusu evde nefret ettikleriniz.


Evde nefret ettiklerim çok aslında hehe :) Özetlersek efenim şöyle ki;


*Davetsiz misafir senden nefret ediyorum bak.Bunun çeşitli nedenleri var tabi.Birincisi benim için misafir önemlidir.Bir çayla yollanmaz öyle gördük biz.Tıka basa doyurucaz,gerekirse yatırıcaz,giydiricez.Çat kapı gelen misafir bana kendimi yetersiz hisettirir çünkü istediğim gibi ağırlayamam.Artı ya benim evde işim gücüm varsa hı sevgili davetsiz misafir?Ya içime müthiş bir temizlik aşkı gelmiş de evi alaşağı etmiş temizliyosam?Hadi o olmadı bilirsin gezmelerim anlık sürpüz planlarım meşhurdur.Ya bi plan yaptımsa tam kapıdan çıkarken sen içeri girdiysen?Ay nasıl seveyim şimdi ben seni sen söyle? :)

*Ben evde temizlik yapayım iki saat sonra ev savaş alanına dönsün.E ben delirmiyim de kim delirsin o zaman.

*Evde elektrik,su,doğalgaz gibi ev hayatının olmazsa olmazlarından her hangibirinin kesik olması nefret ettiğim durumlardandır.Tamam illaki bir sorun bişey çıkar kabul.Ama kardeşim bunlar olmadan olmuyo evde ya çabuk halledin şu işleri kesilmesin.İnsanın bütün gününü rezil etmeyin,planlarını bozmayın yahu.
*"Bugün ne yemek yapıcam ben yaaaa"derdinden nefret ediyorum.Evde biri olsa şunu şunu yap dese bende direk yapsam bu ne yapsam sitresi bitiriyo insanı.Yemek yapması daha zevkli daha gözel :)
*Çıkmış alışverişimi yapmışımdır.Eve gelip yemeğe başlarım eksikler dökülür işte bu halden nefret ediyorum.Ben unutkan insanım içimden şu yok dediğim anda biri benim yerime kaydetsin istiyorum :))
*Gecenin bi vakti evine gelen ve uyku moduna geçmeden önce bir kapıyı kitleyelim diyen komşulardan nefret ediyorum.Hepi topu bir anahtar-bir kapı yani.Anlamıyorum bütün apartmanı ayağa kaldıracak bir ses nerden çıkıyo.Şangır,şungur,şungur,şırrankkk!Millet sanki birini kesmeye gidiyo öyle bir nefretle hınçla çeviriyolar ki anahtarı.
Neyse nefret ettiklerimde bu kadder osun bu mim de üstteki diğer mimi pas ettiklerime artı bide fatma ablama gitsin :)

30 Ekim 2008 Perşembe

Digitürke Mim

Sayın DigiTurk PR Departmanı Yetkilisi,
(tabii eğer var ise öyle bir şey :pPp )
Ticari kaygınız nedeniyle istemeden ve farkında olmadan pek çok blog yazarının kişisel özgürlüğünü elinden aldınız.
Bunun beklenen sonucu olarak, an itibariyle, pek çok blog yazarı hem ailelerinin hem de dostlarının Digiturk aboneliklerini iptal ettirmeyi düşünüyor.
Müşteri kitlenizin en üst tabakasında yer alan, sinema paketleri ve yabancı dil kanallarının izleyicilerinin aynı zamanda Türkiye’de en aktif blog kullanıcıları olduğu gözünüzden kaçmaması gereken bir gerçek.
Marka imajınızın özellikle A+ grupta yerin dibine geçtiğinin ve geçmeye devam ettiğinin bilincinde olmalısınız.


* Blogger altyapısının canlı ya da banttan yayın yapmaya imkân tanımadığı,* üçüncü parti servislerden alınan embed kodlar kullanılarak başka bir servis üzerinden sağlanan içeriğe erişim sağlanması yoluyla dağıtıldığı,* yani kendi sunucularında barındırılmadığı herkes tarafından biliniyor.* Buna rağmen Blogger.com’u engelleten güzide birimlerinizin başındakileri işten kovun bence. Bu işi bilen birilerini işe alın!(bu maddeler jazzirti~dan alınmıştır)

Eğer markanızı düşünüyorsanız, ve bu yaptıklarınızdan dolayı üzgünseniz size Sansüre Sansür hareketine ana sponsor olmayı öneririm.
Saygılarımla,

Bir Blog Yazarı
Mimin başlangıç yeri burası.Çileklimin sitede okudum bende bugün.Bu mime herkesi davet ediyorum şimdi bende.

29 Ekim 2008 Çarşamba

Blog Dostluk Ödülleri


Bu ödülü alalı epeyce zaman oldu aslında hiç de beklemediğim bir arkadaşımdan olması daha da mutlu etti beni :) ilk zülbiye arkadaşımdan geldi ödülüm sağolsun :) Sonralardan çilekimden aldım aynı ödülü valla bana gelen ödül bu kadar :) Tam bende birilerine armağan etmek için bloguma girmek için pc başına oturmuştum ki ne yapsam etsem açmadım blogumu.Akşama doğruda bloggerın Diyarbakır bilmemnesi mahkemesi tarafından erişiminin engellendiğini öğrendim.Hepiniz gibi içimde kocaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa bir yuh çektim ilk olarak.Blogcu arkadaşların çoğu adres değiştirdi,başka yerlere taşıdı bloglarını.Yeni adreslerinden kesintisiz yayın yaparlar umarım bundan sonra :) Blogger engeli konusu henüz hala muallakta yalnız.Delil yetersizliğinden dolayı engel kaldırılmış durumda.Yeterli delil bulunduğu takdirde engele devam kararı alınıcak korkarım ki.Digitürkden nefret edenler fan club flan açılmaz yakında hiç şaşırmayın derim :)
Neyse bu konuda o kadar çok konuşldu,tartışıldı edildi burdan daha fazla konuşmak istemiyorum ve ödülümü dostlarımla paylaşma kısmına geçiyorum.Bu ödül bildiğim kadarıyla uluslar arası olan bir blog dostluk ödülü.çileklim,papatya,ayşe gelin,nino,leyya,gönül,feyza,kakaolu pasta,limonlukek,Lama,semaver hepsine de benden önce başka başka arkadaşlar ödülü takdim etmişler ama olsun diyorum :)ve kendilerine tekrardan ödülü yolluyorum.
Ayrıca da aşağıdaki listedeki arkadaşlarıma yolluyorum.Aslında sağ sütundaki bütün arkadaşlarıma yollamak isterim tek tek ama o zaman da biraz abartmış olacağımdan temsili olarak birkaç kişinin linkini veriyorum böyle uzasın gitsin bu güzel ödül diye :)
Ödülü tepine tepine kullanabilirsinizzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzz :))

20 Ekim 2008 Pazartesi

aNNePeRi 1Yaşında :)


 Blogcu arkadaşlar birinci yaşlarını kutlarlarken ne hoşuma giderdi.Benim blogumda bir seneyi devirebilicek mi derdim hep.Evet blogum artık 1 yaşını doldurdu ama buruk bir şekilde.Ben bundan 1 sene önce blogumu kurduğumda yemekçi blogcu arkadaşlar çok sevdikleri bir blogcu arkadaşlarını kaybetmişlerdi

 Esra 12 yıllık öğretmen bir blogcu arkadaştı.Ben ne yazık tanıyamadım kendisini.Ama bu kadar seveni,arkasından yokluğuna ağlayanı,dua edeni olduğuna göre güzel bir insanmış.Ve vefatının birinci yıldönümünde misssim ve arkadaşları güzel bir etkinlik düşünmüş.Bir öğretmenin anısını bir devlet okulunun kütüphanesini zenginleştirerek yaşatıcaz.Ayrıntıları Zerrin'in sayfasından okuyabilirsiniz. Benim kitaplığımda bu tarz kitaplar yok falan demeyin.Benim kitaplığımda da yok ama yarın sabah erkenden cağaloğluna çocuk kitapları almaya gidicem.Koli koli kitaplar göndermenizi kimse beklemiyor sizden.Herkes birer ikişer gönderse bu kütüphane ihya olur emin olun lütfen bir kitabı esirgemeyin :)

 Eveeeeeeeet geçelim sıradaki duyurumuza :) 2005 yılından beri hergün yazan bir blogcu arkadaşımız Hussoloji huso bir rekor denemesine girişmiş bulunmakta.Dünyanın en çok okunan blog yazısını ben yazıcam arkadaş diyerek yola çıktı bile :) Sizden de linke tıklayarak bu yazıyı okumanızı ve destek vermenizi bekliyo kendisi.

15 Ekim 2008 Çarşamba

Blog Action Day 2008 - Yoksulluk


ibrahim Sadri - Kirmizi Araba
Yükleyen sayit

Biliyorum ki anne-baba olanlarınız varsa aranızda kalbinizde bir sızı olucak işçi süleymanın acısı.
Ve aslında ben satırlarca yazsamda şiirin yaptığı etkiyi yapmicak.Ben anne olunca öğrendim ki,insan eğer yaşamak için bir sebep sadece bir sebep arasaydı kendine evladının gözlerinin içine bakması yeterli olurdu.Bütün malınızı,sağlığınızı,canınızı,kanınızı,nefesinizi istesin de vereyim diyosunuz anne olunca.Eminim ki babalık da böyle bişey.İşten eve dönerken belki son minibüs paranızı onun sevinç çığlığına verebilirsiniz hiç düşünmeden.Yaşam artık "onun için yaşamak"olur herşeyden önce.
Düşünün ki nefesinizi söküp vereceğiniz çocuk sizden arkadaşının yediği yemekten istiyo.Ama alıp yapıcak paranız yok.Arkadaşının ayakkabılarını gösterip ağlarken,çaresiz başka masallar anlatıyosunuz.O arkadaşının ayakkabıyı eskitip,ucunu patlatıp,kenarını yırtıp bir maçta yenisini istediği zaman annesinden,annesinin size vermesi için dua ediyosunuz.Biraz mırıldanır çocuğunuz ama siz bi güzel yıkar diker yeni olmasa da yeni gibi yaparsınız ayakkabıyı.Hem bu ay daha fazla temizlenicek ev bulursanız yenisini de alırsınız evladınıza.
Ne zaman bu kadar hissiz aç gözlü insanlar olduk bilmiyorum.Ne zamandır Rabbena Hep Bana der olduk.Eskilerimizi bile vermeye korkar olduk.Malımıza,mülkümüze,paramıza hayatımızı sıkı sıkıya bağlar olduk ne zaman?Ben yoksulluk görmedim çok şükür.Ama yoksul bir aileden geliyorum.Dedem zamanının hatırı sayılır zenginlerindenmiş.Dedem ve amcamın yaptığı silahlar konuşulurmuş heryerde.Babam ben silah yapmak istemiyorum okumak istiyorum diyince evlatlıkdan reddetmiş.Yatılı okullarda kalmış hocalarının yardımıyla okumuş.Bazen anlatır arkadaşlarının aça aça minick olmuş kalemlerini çöpe atınca nasıl gidip aldığını,onlarla yazıp,okuduğunu.Daha sonra hocaları elinden tutmuş ihtiyaç olduğu zaman çağırmışlar öyle öyle okumuş mesleğini eline almış.4 tane çocuğu olmuş iki meslek yapmış.Annemle beraber canla başla çalışmışlar çocuklarını büyütmüşler,yetiştirmişler çok şükür.Zeytinin bizim evde özel bir yeri vardır.Annem,babam ve iki ablam için.O zamanlar babam zeytini bakkalın gazeteden yaptığı küçük külahlar içinde alırmış.Ablamlara da "yarım yiyin midenizi yakar"dermiş çabuk bitmesin diye.Ablamların arasında bir yaş var ikisi de çocuk o zamanlar.Korkar yarım yarım yerlermiş zeytini.Kardeşim ve ben zeytinin çeşit çeşit olduğu zamanı gördük soframızda.Ben bir anneyim şimdi ve onları daha iyi anlıyorum artık.
Babam bazı akşamlar eve geldiğinde anneme,"kızlara ikişer kat kıyafet ayır gerisini yıka,ütüle paketle öğrencilere götürücem,eski olmasın sakın"derdi.Annem kıyafetleri toplarken ablamlar ağlarlardı "daha giymedik bile biz" diye.Daha çok küçüktüm ben ve biz yeni yeni durumumuzu toparlıyoduk.Evimizin tam karşısında MEB in kız yurdu vardı.Haftada en az iki kere ordan öğrenci kızlar misafir olurlardı soframıza.Onların olmadığı zaman üniversiteli öğrenci abilere büyükce sofralar dizilirdi.Cerrahpaşa çocukda okuyan bir abiye ingiltereden eğitim için davetiye gelmişti birgün.Akşam babam eve aldı geldi abi ağlıyo "hocam bu benim hayatımın fırsatı ama bilet param yok gidemicem"diye.Annesi,babası Konya'da karşılayacak durumları yok.Ağbi ağlıyo babam ağlıyo.Ağbi evden ayrılırken babam yarın akşam gel sen bize gene dedi.Ertesi akşam abi geldiğinde yemekten sonra oturdular."gidiyosun Fahrettin al bu bilet paran sen okicaksın,bu da harçlık sana yüzümü kara çıkarma oğlum"dedi.Fahrettin abi babamın ellerine kapandı "Hem hocamsın,hem anamsın,hem babamsın"diye ağlıyo.O ağlıyo babam ağlıyo yerde oturmuş izleyen ben ağlıyorum.Benim babam imam.Kendi memur maaşından çekmiş ogün,cemaatini dolaşmış Fahrettin abi için para toplamış.O gittikten sonrada anneme bu ay biraz sıkışıcaz ona göre dedi.
Fahrettin abi şimdi büyük bir sağlık şirketleri topluluğunun kurucusu ve yöneticisi.Babamın burs verdiği diğer 3 tane öğrencisiyle birleşip sağlık şirketi oluşturdular.İstanbul'un en iyi hastanelerinden 4'ünü onlar kurdular ve yönetiyolar.Babam benim maaşım bana yetmiyo diye açgözlülük yapmadı hiç bir zaman.En kötü zamanlarda bile Allah'ın kendine verdiğinden o da başkalarına verdi.Arkadaşlarının çöpe attığı kalemlerle okuyan çocuk memur oldu.Jelatin kesti kazandığıyla esnaflardan birinin dükkanında küçük bir tezgahta kendi mallarını sattı.Daha sonra kendi dükkanını açtı,kendi konfeksiyonunu açtı vs vs.Ama hiçbir zaman "onlar malarından verdikleri zaman kendilerini zararda görürler" ayetindekilerden olmadı.Annem hiçbir zaman onlara vericeğine eve şunu al,ben bunu giymek isterim demedi.Ve babam 2,3,5,10 derken sayıları devamlı artan üniversiteli gençlere burs yetiştirebilmek için vakıf kurdu.Yüzlerce burs verdiği öğrencileri var.Ve yüzlerce okumuş mesleğini eline almış,Türkiye'nin bir çok şehrinde görev yapan öğrencileri var.Babam hala onlarla konuşurken,gelen mektupları okurken ağlar.Öğrencilerinin babama hocam diyişlerini gördükçe babamın sevgisi kalbime,yere göğe sığmıyo.Böyle bir adama layık olamadığımı düşünürüm hatta.Babamın çeyreği olmak isterim hep.
Ben de şimdi elimden geldiğince yardımcı oluyorum çevreme.Birilerine el uzatmak için açlıktan ölüyo vaziyetine gelmeleri gerekmediğini biliyorum.Hayat şartlarının dengesizliğini,canı çıkana kadar çalışıp eve bir kuru ekmek götürenin yanında,onun yarısı kadar yorulmayıp cebinde iki tane o işçiyi çıkarıcak parası olanın aynı yollarda yürüdüğünü biliyorum.Önce ailemden sonra komşumdan meshul olduğumu biliyorum.Bana verilenin mutlaka paylaşılıcak miktarı olduğunu biliyorum.İstiyorum ki ben babama-anneme nasıl hayransam,nasıl onun yarısı olabilsem diyosam benim çocuklarımda beni böyle görsün.Çocuğumun "öyle pintidir ki çöpünü vermez kimseye lanet olasıca" diye hatırladığı,utandığı bir anne olmaktan korkuyorum.Ben nasıl çocuklarıma yetiyosam başka annelerde yetsin istiyorum.
Hiç bişey yapamıyomusunuz.Evde bir kumbara yapın kendinize.Bozuk para kumbarası.Marketten,pastaneden,ordan burdan cebinizde şangır şangır öten bozuk paraları atın kumbaranıza.1 milyon,500bin gözünüze çok geliyosa 100liraları atın.Bir süre belirleyin ve bir amaç.Mesela 6 aylık bir süre biçin.6 ay sonra burdan çıkan parayla bir çocuğa kazak alınıcak diyin.Veya mahallenizdeki ihtiyacı olan bir eve erzak.Bunu da mı yapamadınız.Çantanızda çikolata,şeker gibi bişey taşıyın.Ama mutlaka taşıyın.Sizin küçümsediğiniz çikolatanın parasını çocuğunun eksiğini almak için kenara koyan biriktiren evler var.O evlerin çocuklarına verin çantanızda ki çikolatayı,şekeri.Ve ne olur unutmayın,birinin ihtiyaçlı olması açlıktan ölüyo olması demek değil.
Bu sene blog hareket günü konusu yoksulluktu.Tüm dünyada blogcular bugün kendilerince yoksulluk adına bişeyler yapıcaklar.Kimisi yazı yazıcak benim gibi,kimisi ingilizce olan canlı yayında yoksulluk adına kelamlar edicek,kimisi çizicek,kimisi reklam gelirini bağışlicak.Herkes elinden geleni yapıcak kısacası.Siz de umarım bu yazıyı okuduktan sonra en azından düşünürsünüz.Daha sonra harekete geçerseniz de ne mutlu size,bize tüm insanlığa :)


7 Ekim 2008 Salı

Köz Kırmızı Biber Salatası

Artık biliyosunuz ki fotoğraf makinem yok :) Alıcam ama ne zaman belli değil çünkü beni onikiden vuran bir fotoğraf makinesi de yok henüz :)) Cep telefonuyla çekilmiş bir fotoğraf kendisi görüntüden de anlayacağınız gibi :) Netliği iyi olmasada hazır çekmişiz salatayı tarifini ekliyeyim bari dedim :) İlerde birgün değiştiririm fotoğrafı nasılsa :)Ben aslında pek sevmem kırmızı biberi(açıkcası biberin hiçbir rengini hiçbir halini sevmem :D ) Gördüğünüz gibi benim için daha çok yenilebilir bir hal alsın diye kornişon turşuyu bastım salataya :))) Tarif çok kolay yazın kırmızı biber közleyip atanınız varsa dondurucuya hele de ohooo 2-3 dklık iş :))
Malzemeler:
1 kg kırmızı biber
150 gr kornişon turşu
1 büyük kutu mısır konservesi
2 adet havuç(ben kullanmadım)
zeytinyağı,tuz,limon
Hazırlanışı:
Biberleri fırında veya ocakta közlüyoruz.Biberler ılınınca kabuklarını soyuyoruz.Havuç olmadığı için ede ben kullanmadım ama siz kullanmak isterseniz havuçları soyup julyen doğrayın.(kibrit çöpünden biraz daha kısa ve biraz daha kalın)Közleyip soyduğumuz biderleri de kalın jülyen şeklinde doğruyoruz.Kornişonu da halkalar halinde doğruyoruz.Salata kasesine mısırında suyunu süzdükten sonra hepsini döküyoruz.En son yağ,limon ve tuzunu da atıp bir iki harmanladıktan sonra servis yapıyoruz.

19 Eylül 2008 Cuma

İftara Davetlisinizzz :))



Ehem ehem :) Ne zamandır çileklisütüm ilen buluşup kaynaşmak istiyoduk bir türlü müsait olamadık.Bugün dedik o gün bugündür ve iftarda görüşüyoruz.Dedim birilerini çağıralım mı bütün bloggerı çağır dedi tanışalım kaynaşalım :D Ben arkadaş sözü dinlerim hepicüğünüz davetlisiniz akşam iftar soramıza :) Gelmek isteyen yorum bırakabiler İstanbul Avrupa yakasındayız ona göre :)
Menümüzü sayalım size de gelmeyenler çatlasın :)

*Domates Çorbası
*Zeytinyağlı Fasulye
*Mantar Graten
*Sigara Böreği
*Kuru Patlıcan Dolması
*Tavuk Şiş
*Pirinç Pilavı
*Salata
*Güllaç
*İftardan sonra Nargile sefası bide :)

Ayrıntıları daha sonraki günlerde ayrıntılarım :D Şimdi işe koyulma zamanı:)
Not:Papatya cıkcıkcıklayınca bana aklıma geldi :) Son anda karar verilmiş bir iftar olduğundan önceden haber veremedik.Herkesin planları vardır biliyorum aslında ama bugün nereye gitsem ne yapsam diyenler varsa siz fırsat :)


Ek Yazı
Çokkkkkkkkkkkkkkkkkkkkk geç bir yazı biliyorum."şöyleydi,böyleydi"diyerekten mazeretler üretmicem.Açık konuşmaktan yanayım :) Çok severek aldığım makinemin bana uzun uzun süreler vede sık sık olaraktan yamuk yaptığı için tamirdeki makinemden soğudum.O yüzdendir ki hala alınmadı kendisi servisden :) Öyleyim ben işte bişeyi çok severek alırım,bir iki kusurunu görünce içim soğur bidaha elime alasım gelmez.İşin kötüsü bu sadece benim Sony den nefret etmeme sebep olmakla kalmadı bütün fotoğraf makinelerinden bi soğukluk geldi :) Ne zamandır makine bakıyorum böyle içime sinen aman aman bunu alayım ben yafs dediğim bişi olmadı.Ne yemek yapasım var(fotoğraflarını çekemicem ya :D ) nede siteye bişi yazasım var.Zaten siteye fotoğraf eksikliğinden günlük kıvamında yazılarla dolmaya başlamıştı :) Kapatmayı düşünüyorum aslında bir müddet.Bloga yeni tarifler eklemek benim için eskisi gibi zevkli bir uğraşı olana dek.Tatsız tutsuz bi yer olmasın istiyorum burası.Ama ondan önce bir iki mim ve bir iki tarif yazıcam ve son dicem büyük ihtimal.

13 Eylül 2008 Cumartesi

Bence Erkek Nasıl Olmalı? :)








Bu bir ilkkkkk mim cevaplamasıdır biline :) Değişik bir mim konusu ilen karşınızdayız.Çileklisütden öğrendiğim kadarıyla mimin orijinıl hali aslında kadınlar ne istermiş.Evrim geçire geçire bu hale gelmiş :) Bize de bu evrim görmüş geçirmiş haliyle gelen mimi cevaplamak düşer tabi .


*Öncelikle belirtmeliyim ki kadın taklidi yapan erkeklere tahammülüm yok!"ayol naber,ay şekerim"vs diye başlayan kendince espiri yaptığını sanan erkekler midemi kaldırıyo resmen öyle böyle değil.Bi tokat patlatasım gelir,bigün yaparımda kim bilir :) Ağır olmalı erkek,duruşu,tavrı ayakları yere sağlam basmalı.Bu demek değil ki buzdolabının iki ayaklı,kaşı,gözü burnu olan versiyonu olsun.Çocuğa,kadına merhametin en eriten halini göstersin.Espirili,neşeli olsun ama bunu cıvıklıkla karıştırmasın.Ciddiyeti,ağırlığı da maçoluk,argoluk sanmasın.


*Bilgili,kültürlü olsun.Fikirlerimi paylaşabileyim beyin fırtınası yapabileyim.Farklı bakış açıları göstersin,bilmediklerimi öğreneyim,hayranlıkla dinleyeyim.Parayı hayatı kolaylaştıran bir yaşam gereği değil de,sosyal statü,büyüklük,ağalık-paşalık olarak görmesin.Görecekse de benim gözüme gözükmesin :) Küfür etmesin nefret ederim.Ananı bilmem neni diye başlayan(vb) cümleleri kuranlar da katlinden büyük zevk alacağım kişiler listesinde üst sıralardadır.Anne,baba,din,aile kutsaldır.Sebep ne olursa olsun çirkin ağızlara sakız olamaz!


*Yengeç olduğumdan dolayı kalbimden geçenleri söylemeyi pek sevmem.Karşımdakini de çok iyi analiz ederim o söylemeden kalbindekini bilirim ona göre davranırım.Ben de aynen bunu isterim."şunu şöyle yapsaydın"veya"bunu böyle yapsaydın ben çok mutlu olurdum"demekten hoşlanmam.Ben söylemeden neyden hoşlanacağımı bilsin o yapsın isterim.Dile getirdikten sonra pek bir değeri kalmamıştır.Dürüst olmalı erkek sonra.Sevdiğinin,eşinin yanındayken ona aşık,gözü başkasını görmez.Kapıdan çıkınca önünden geçen her bayana aşık olanlardan nefret ederim.Aldatıp orda burda anlatmayı marifet sanıp da eve kılkuyruk olan erkek cinsi katli vaciplerdendir.Yiyosan bir halt erkek ol çık yaptım de.Emin değilim ama böyle bişi olursa (Allah göstermesin :) ) affedebilirim birdaha olmamak şartıyla.Ama hem her naneyi ye ondan sonra da gel karşındakini aptal yerine koy türlü yalanlar üret.Aha işte onu boğarım kendin aptalsan bi tek sen aptalsın! Sadakat çok öenmli eğer sadık değilse çeksin gitsin bi zahmet!Layık olanlarlar layık olduklarıyla olsunlar.


*Gelelim kılık kıyafete :) Spor giysin,klasik giysin yerine göre giysin şık olsun.Ama bi zahmet aptal saptal saç stilleriyle dolaşmasın.Yürüyen incik boncuk mağzası da olmasın.Düşük bel,zincirlere dolanmış züppe tiplerden de olmasın.Türk mü ecnebi mi belli olmayanlarıda eliyoruz :) Gümüş tesbih en çok sevdiğim erkek aksesuarı olsa da yolda sallaya sallaya dolaşmasın. Bi de gümüş tütün tabakalarını çok severim ya ama konuyla alakası yok tabe :)) Ağızda sakız cak cak dolaşmasın.Cep telefonunu karıştırıp durmasın habire görgüsüzlere de tahammülüm yok :)
Bunların hepicüğünden arınmış erkek cinsi varsa o işte ideal erkek cinsi olar bizim gözümüzde :)
Bir mimin de sonuna geldik.Hatamız kusurumuz olduysa affola.Küçüklerin gözlerinden,büyüklerimizin ellerinde hörrrrrmetle öperiz :P Bu mimi de kimlere paslarız?
Ninomm,Papatya Prenses,ipe un sermeye bayılan gönül bu mimi cevaplasın isteriz.Merakla da bekleriz :) Ayrıca bir erkek gözünden bu mimin cevapları nasıl olurdu diye merak ederiz ve DeliName'yi mimleriz :) Kalın sağlıcakla hayde :)



27 Temmuz 2008 Pazar

Makarna Salatası


İşte karşınızda tammmmm yaz aylarında afiyetle yenicek bir salata.Üstelik çocukların hayran olduğu,kaşıkla hızlarını alamayıp avuçlayarak yedikleri bir salata.Bir anne daha ne ister efenim :) Üstelik pratik bu peri daha ne yapsın size :))


Malzemeler:

1 paket yüksük makarna

250 gr yoğurt

2 diş sarmısak

2 büyük kavanoz garnitür

kornişon turşu

mayonez


Hazırlanışı:

Makarnayı paketin üzerindeki tarife göre haşlıyoruz.Suyunu süzüp soğuk su dan geçiriyoruz ve tekrar süzdürüyoruz.Kornişon turşuları ister halka şeklinde ister küçük küpler halinde doğruyoruz.Arzu ederseniz küp doğranmış salamda ilave edebilirsiniz çok yakışıyo bu salataya.Sarmısağı yoğurdumuzun içine rendeliyoruz ve arzu ettiğimiz kadar mayonez ilave edip karıştırıyoruz.Turşu,garnitür ve yoğurdumuzu makarnaya ilave edip tuzu da ekledikten sonra bir iki karıştırıyoruz ve servis yapıyoruz.Salatayı çok fazla karıştırmayın ki garnitürler ezilmesin.Bir an önce de tüketmeye bakın çünkü makarna yoğurdu çeker ve kuru bir makarna salatası hoş olmaz :)

17 Temmuz 2008 Perşembe

Tırtıl Kurabiye


Merhaba...

Eminim hepniz biliyosunuzdur bu kurabiyeyi.Olsun bi kerede benim elimden çıkmış halini görün ne var hem benimde arşivimde bulunsun dimi ama :)
Malzemeler:
1 su bardağı pudra şekeri(doluca)
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
alabildiğince un
1 yumurta
yarım paket margarin
yarım çay bardağı sıvı yağ
süslemek için 100gr. bitter
toz antep fıstığı ve hindistan cevizi
Hazırlanışı:
süslemek için olan malzemeler hariç hepsini derin bir kapta yoğuruyoruz.Sert olmayan(kulak memesi kıvamında)bir hamur elde ediyoruz.Tırtıl kurabiye için özel olan kalıpla hamuru sıkarak şekillendiriyoruz.Yağlanmış fırın tepsisine diziyoruz.Önceden ısıtılmış 180 derece fırında üzerleri hafif pembeleşinceye kadar pişiriyoruz.Pişen kurabiyeleri soğumaya bırakıyoruz.
Bitter çikolatayı benmari usulü eritiyoruz.İçerisine 2-3 yemek kaşığı süt ilave edip hızlıca çırpıyoruz.(süt ilave etmeyedebilirsiniz ben bitter tadını yumuşatması için ekliyorum size kalmış)Soğuyan kurabiyeleri önce erittiğimiz çikolataya daha sonra toz fıstık veya hindistancevizine batırıp servis abağına diziyoruz.Kurabiyelerin ucundaki çikolata donduktan sonra servis yapıyoruz.
Dilerseniz iki tırtıl kurabiyenin arasına marmelat sürüp kapatabilir daha sonra ucunu tekrar bittere bulayabilirsiniz.Paşa gönlünüz nasıl isterse artık iki türlüsüde nefis :)
Afiyet Olsunnnnn :)

10 Temmuz 2008 Perşembe

Mantarlı Tavuklu Gül Böreği



Uzun uzunnn aralar verdiğimin farkındayım ama bi tembellik bi uyuşukluk bi bişiler var bilemiyorum :) Bugünde bir durgunluk var nedense.Yaş 25 oluyo bugün itibariyle acaba alakası olabilir mi :) Neyse ben böreğe geleyim efenim.Ailecek mantarın her bi türlüsünü severek yeriz.(çiğ hariç hertürlü dediysek o kadar da değil :) ) Tavuk da mantara çok yakışıyo laf aramızda.Siz de bizim gibi düşünenlerdenseniz bu böreğe bayılıcaksınız :) Hem lezzetli hem çok doyurucu bi börek.Yani demem o ki misafirinize bi bu böreği yapın bi de salata tamam :P




Malzemeler:


1,5 kg yufka


1 adet tavuk göğsü(haşlanmış)


yarım kilo mantar


1 su bardağı rendelenmiş taze kaşar


1 su bardağı süt

2 yemek kaşığı sıvı yağ

1 yumurta

1,5 su bardağı su

Hazırlanışı:

Süt,sıvı yağ,yumurta ve suyu derin bir kapta iyice harmanlıyoruz.Mantarları bol su ile yıkayıp irice doğruyoruz(tahmini 6'ya bölüyoruz)küçük bir tencerede bir çay kaşığı limon suyu,bir tutam tuz,bir tatlı kaşığı tereyağı koyup kısık ateşde suyunu bırakıp tekrar çekene kadar pişiriyoruz.Diğer tarafta tavuk göğsünü kuşbaşı şeklinde doğruyoruz.(tavla zarından birazcık büyük)Pişen mantarlarımızı soğuduğu zaman doğarıdığımız tavukların içine alıyoruz.Kaşarımızı baharatlarımızı(kekik,kimyon,mix biber,pul biber) ve tuzumuzu ekleyip dağıtmadan karıştırıyoruz.Yufkaları ortadan ikiye bölüyoruz.Hazırladığımız sütlü harçtan bolca kaşıkla döküyoruz ve yufkanın her tarafının ıslanmasını sağlıyoruz.Geniş kısmına harcımızı yayıyoruz.Rulo halinde sarıp yağladığımız fırın tepsisinin ortasına gül şeklinde içe doğru burarak sarıyoruz.Bütün yufkalarımızı bu şekilde harcımız bitene kadar sarıyoruz.Daha sonra üzerine yumurta sarısı sürüp 180 dereceye ısıtılmış fırında üzeri kızarana kadar pişiriyoruz.Sıcak servis yapıyoruz.



Bu da çaya gelen arkadaşlar için yaptığım rulo pastaydı. Madem doğum günüm benim pastam olmuş olsun hadi :) Bi gariplik burukluk var zaten üzerimde.Sizi bilmiyorum ama ben küçükken 25 yaşında ve 30 yaşlarında ki kişiler için bunlar daha yaşamaz ölürler derdim :)) o kadar büyük gelirlerdi bana.Ve şimdi bugün itibariyle 25 yaşındayım.Ayyy bilemiyorum yaaa :))) Genç kalınnnn :))

12 Mayıs 2008 Pazartesi

Blog Ödülleri


Bu kadar kısa bir zaman zarfı içinde ikinci postumu yayınlıyorum hayrettttttttt :) Efenim çocuklar anaokuluna bugün bensiz gitmiş bulunmaktalar.Ve sanırım artık bundan sonra da bensiz gidecekler.Evde yalnız kalmanın verdiği rehavetle blogları dolaşırken bir de ne göreyimmm.Zerrinim missim ödül almış daaa haberimiz yokmuş :) Görünce çok sevindirik oldum Zerrin buralarda yok bildiğiniz gibi müjdeyi ben vereyim dedim :) Zerrin bana kızma nolurrrrrrrr :) Tutamadım içimde napim :)Zerrin gelince ayriyetten kutlarız inşallah.Hadi bakim sizde sevindirik olun mahrum kalmayın bu haberden :) Diğer blog ödüllerini öğrenmek için http://blog.blogodulleri.com/ adresine uğrayabilirsiniz.

26 Nisan 2008 Cumartesi

Peynirli Sarma Gül Böreği

DSC02522.JPG
Merhabalar...
Uzunca aralar veriyorum biliyorum ama inanın boş zamanım olmuyo.Dinlenmek için elime geçen kısa fırsatlarda bloglara bakmak,yorum bırakmak için geliyorum buralara.Bu ayki Ye# etkinliğinin konusu börekler.Günlerin,çay davetlerinin olmazsa olmazı yani:)Bir börek sever olarak çok merak ediyorum nasıl börekler çıkıcağını.Eminim herkese çok faydası dokunucak bu etkinliğin :)Dün bende hastaneden anneme dönerken "bugün itibariyle etkinliğe katılımı kaçırmış durumdasınız Ümmü hanım"dedim kendi kendime.Bugün etkinlik sahibi http://leziz.blogcu.com/ a uğradığımda öğrendim ki etkinlik son katılım tarihi ayın 28'ine ertelenmiş durumda :) Çok sevindim ve vakit geçirmeden peynirli bu böreğin tarifini yayınlamaya karar verdim :)
Aynı su böreği diyerek su böreğinin klasına dokunmak niyetinde değilim :) Ama inanın su böreği tadında bir börek.Hatta şöyle ki peynirli böreği sevmeğen arkadaşlarıma peynirli böreği zevkle yediren bir börek.( ne överim yaptığımı amaa :) ) İyisi mi ben size hemencecik tarifi vereyim ve siz yazarken bende blogcu arkadaşlarımı ziyarete gideyim :)İşte tarifiniz ;
Malzemeler:
1kg yufka
500gr beyaz peynir
yarım demet maydanoz
Ara harcı için:
2 su bardağı süt
1 su bardağı su
Yarım çay bardağı sıvı yağ
2 yumurta
Hazırlanışı:
İç malzemelerimizin hepsini karıştırıp birbirine yedirene kadar çırpıyoruz.Maydanozu ince ince doğrayıp ezdiğimiz peynire tuzumuzu da ekleyip karıştırıyoruz.Bir adet yufkayı ortadan ikiye bölüyoruz.Sütlü karışımı kaşık yardımıyla 2-3 kaşık döküp her tarafına dağıtıyoruz.Yufkanın böldüğümüz düz kenarına peynirli malzemeden uzunlamasına yerleştiriyoruz.Ne ince ne kalın bir rulo olucak şekilde yufkayı sarıyoruz.Sardığımız yufkanın bir ucunu içeri katlayarak kendi etrafına gül şeklinde sarıyoruz.Sardığımız bu yufkayı yağladığımız tepsinin tam ortasına alıyoruz.Diğer yufkaları da aynı şekilde rulo halinde sarıp tepsinin ortasına koyduğumuz gül şeklindeki yufkanın etrafına doluyoruz.Bütün yufkaları bu şekilde sardıktan sonra eğer iç harcımızdan artmışsa üzerine döküyoruz.Daha sonra bir yumurta sarısını böreğimizin üzerine sürüyoruz.Arzuya göre üzerine susamda ilave edebilirsiniz.Önceden ısıtılmış 180 dereceli fırında üzeri kızarana kadar pişiriyoruz.Sıcak servis yapıyoruz.

15 Nisan 2008 Salı

Galeta Unlu Poğaça




 Bu aralar gene bloguma ara verdim. 8. ayın 11'İnde cağaloğlu anadolu MTL'ne başvurucam. Çocuk gelişimi ve eğitimi bölümünü okumayı düşünüyorum. Başarırsam üniversiteye geçiş yapmayı düşünüyorum. Bakalım dua edin bana nolur.
Yarın http://www.sarimutfak.blogspot.com/ blogunun sahibi Hande ve http://www.zeyneple.blogspot.com/ dan Zeynep'in düzenlediği blogcular buluşması var, bende orada olucam inşallah :)
 Gelmek isteyenler Hande veya Zeynep'le irtibata geçebilirler.
 Gelelimmmmmmmmm poğaçalarımıza:)
 Hem pratik,hem şık,hem lezzetli bir poğaça tarifi var bugün. Ben ilk defa ablamda yemiştim.Kalabalık bir misafir topluluyduk ve çok sevmiştik :) Sizinle de bu güzellikleri paylaşıyorum bugün. İşte Tarif;

Malzemeler:
1 yumurta
250gr margarin
yarım çay bardağı sıvıyağ
2 yemek kaşığı yoğurt
1 paket kabartma tozu
İç Malzeme:
3 adet patates
arzuya göre baharat
tuz
Arzuya göre kıymalı veya peynirlide olabilir
Üzeri için:
1 yumurtanın beyazı(sarısını hamura katabilirsiniz)
yeteri kadar galeta unu
Hazırlanışı:
Hamurumuzn bütün malzemelerini yoğurma kabına alıp yoğuruyoruz.Yumuşak bir hamur elde etmemiz gerek.Patateslerimizi haşlayıp baharatını tuzunu ekleyerek eziyoruz.Hamurumuzdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp işaret parmağımız yardımıya avcumuzda çevirerek ortasını açıyoruz.Ortasına hazırladığımız iç malzemeden koyup kapatıyoruz.Kapattığımız kısıp alta gelicek şekilde yumurta sarısı sürüp galeta ununa buluyoruz.Hamurumuz bitene kadar aynı işlemi yapıyoruz.Daha sonra 190 dereceli fırında üzerleri renk değiştirene kadar pişiriyoruz.Çabuk pişiyolar bence dikkat edin :) Sıcak sıcak servis yapıp afiyetle yiyoruz :)

10 Nisan 2008 Perşembe

Spagetti Bolonez


Merhabalar :)

Bu aralar biraz çocuklardan dolayı yoğunum.Biraz problemli,hassas zamanlar atlatıyoruz.Dualarınıza ihtiyacımız var nolur eksik etmeyin.Blog arkadaşlarımı geziyorum kafamı dağıtmak için ama yorum bırakamaıyorum genelde.Ama çok şahane lezzetler çıkıyo yine dost mutfaklardan.Hepsinin ellerine emeklerine sağlık:) Spagetti benim çok sevdiğim bir makarna türü.Eşim makarnaya yemek gözüyle bakmadığı için genelde o yemeğe eve yetişemeyeceği zamanlar yapıp doya doya hasret gideririm :).İşte öyle akşamlardan birinde yapılmış nefis bir spagetti tarifi size.Denemenizi şiddetle tavsiye ediyorr tarifi verip çakiliyorum huzurlarınızdan:)

Malzemeler:

1 paket Pastavilla ince spagetti

yarım kilo domates

300gr kıyma

2 diş sarmısak

2adet orta boy kuru soğan

Arzuya göre baharat,tuz

Hazırlanışı:

Spagettiyi paketin üzerindeki tarife göre pişiriyoruz.Diğer bir tencerede zeytinyağını kızdırıyoruz.sotelik doğranmış soğanlarımızı kızgın yağa ekliyoruz.Sarmısaklarımızı da ekleyip kavurmaya devam ediyoruz.Soğanlar pembeleşince kıymayımızı ekliyoruz.Kıymamız suyunu bırakmadan harlı ateşde kavurmaya devam ediyoruz.En sonra rendelediğimiz domateslerimizi ekliyoruz.Baharatlarımızı,tuzumuzu ekledikten sonra kısık ateşde pişiriyoruz.(suyunu çekerse su ekleyebilirsiniz domates suyu daha iyi olur).Başka bir tencereye 2 yemek kaşığı tereyağı eritiyoruz.Makarnalarımızı tenceremize alıyoruz.Fazla karıştırmadan tereyağını yediriyoruz.Daha sonra servis tabağımıza istediğimiz kadar spagettimizi alıyoruz.Üzerine bolonez sosumuzu gezdiriyoruz.Maydanozla süsleyip servis yapıyoruz.

8 Nisan 2008 Salı

Prenses Tatlısı



 Bu tatlıya neden prenses tatlısı denmiş bilemiyorum. Çok hafif olduğundan mı?(hani her zaman prensesler çıtı pıtı zapzayıf olurlarya :) ) yoksa bu kibar hanımefendi duruşundan mı? İkiside geçerli bir sebep olabilir tabi. Ama yakışıyor isim de tatlımıza hani :) Ben küçük cadaloz bir kızken okuldan dönüşte ablalarım yapardı bu tatlıyı. Çok severek yerdik. O kadar hafif bir tatlı ki midenize oturmadığı için hiç hissetmiyorsunuz(hissedene kadar yemezseniz tabi :P ) Çok da pratik çabucak oluyo habersiz gelen misafirler için önerilir :) İşte tarif;

Malzemeler:
7 yemek kaşığı irmik
1 lt süt
14 yemek kaşığı toz şeker
1 paket vanilya
1 yemek kaşığı margarin (olmasada olur)
1 paket kakaolu petibör bisküvi

Hazırlanışı:
 Sütü,şekeri ve irmiği tenceremize alıyoruz.Orta seviyede bir ateşde sürekli karıştırarak kaynayana kadar pişiriyoruz.Kaynadıktan hemen sonra vanilya ve margarinimizi ekliyoruz.2-3 dk daha pişirdikten sonra ocağın altını kapatıyoruz.Dikdörtgen borcam kabımıza bir kepçe tatlımızdan döküyoruz.Kaşık yardımıyla döktüğümüz tatlıyı kabın hertarafına eşit dağıtıyoruz.Daha sonra kakaolu pötibör bisküvilerimizi bir sıra kaplıcak şekilde diziyoruz.Üzerine kalan tatlımızı boşaltıyoruz.Soğuduktan sonra üzerine arzuya göre tarçın,çilek,ceviz vs ile süsleyip servis yapıyoruz.

17 Mart 2008 Pazartesi

Zerde



Selamlarrr :) Sakın iyileşmiş demeyin inatla hastalığımda sabit kalıyorum.Ne o beni bırakıyo ne ben onu.Böyle bi bağ oluştu aramızda kahretsin:) Eee burda ne işin var derseniz sıkıldım yahu yat yat :) Tatlı tarifi veriyorum ki tadım yerine gelir belki :) Zerde bir osmanlı tatlısı.Ve ben hiç sevmediğim bir tatlıyı çok güzel yapıyorum nasıl oluyosa :D Ama bunun için http://rusticfoods.blogspot.com/ un sahibesi Betül'e çok çok teşekkür etmeme lazım çünkü tarif onun.Ben minicik değişiklikler yaptım sadece.Deneyin pişman olmazsınız diyorum yiyenlerin beğenilerine güvenerek:)İşte tarif ;
Malzemeler:
1 su bardağı basmati pirinc(ben baldo kullandım)
2lt su
1 tatlı kaşığı safran
1/2 tatlı kaşığı zerdeçal
1/2 su bardağı gülsuyu
3 yemek kaşığı patates nişastası(ben buğday kullandım)
2,5 su bardağı şeker
toplu iğne başı kadar misk(kullanmadım)
çam fıstığı ve kuş üzümü
(süsleme için)
Hazırlanışı:
Pirinçleri bir gece önceden ılık suda bekletiyoruz.Sabah nişastası gidene kadar bolca yıkıyoruz.
2lt suda pirincler hafif pişinceye kadar (iki parmak arasında ezilene kadar) haşlıyoruz.Diğer bir kasede gülsuyu safran ve zerdeçalı karıştırıp bekletiyoruz.Nişastayı da 1/2 su bardağı suda karıştırarak eritiyoruz.Şekeri.gülsulu karışımı ve erittiğimiz nişastayı pirinçli karışa ekliyoruz.Koyulaşıncaya kadar sürekli karıştırarak pişiriyoruz.Misk kullanmak isterseniz ocaktan almadan hemen önce ekleyebilirsiniz.Daha sonra zerdeyi kaselere boşaltıyoruz.İyice soğuduktan sonra üzerine çam fıstığı ve kuş üzümü kullanarak süslüyoruz.Soğuk servis yapıyoruz

11 Mart 2008 Salı

Yumurta Salatası




Tamam kabul etmeliyim ki berbat bir fotoğrafcıyım :) Ama lezzet konusunda size garanti verebilirim :) Size benim gibi özeliikle pazar kahvaltılarında çeşitlilik isteyen biriyseniz süper bir tarif buldunuz bile :) Tam bir kahvaltı salatası bu salata.Yumurtayı da seviyorsanız oldu da bitti bile.Yazılmayı bekleyen tariflerden biri bu tarif.İki gündür soğuk algınlığı yüzünden biraz sancılı bir dönem geçiriyorum.Yatmakdan sıkıldım ve bloglara bakayım dedim.Nilay'ın,Sihirli Kepçe'nin,Pastalila,Pastacı Rapınsel'in blogları aklımda kalanlar.Bide Gönül'ün başarısı tabi ki:) Hepinizin blogları misler gibi kokuyodu ama malesef Gönül hariç yorum bırakamadım kimseye :(
inanın halim yoktu.Gönülün başarısını kutlamasam da içimde kalıcaktı :) Azcık güçlenince bende tarif yazıcam dedim.Kolay bir tarif üstelik tam hasta işi :) İşte tarif o zaman ;
Malzemeler:
3 yumurta
yarım bağ yeşil soğan
(bağınız büyükse azaltabilirsiniz ölçüyü)
zeytinyağı
tuz
sumak
pulbiber
Hazırlanışı:
Yumurtaları rafadan olarak pişiriyoruz.Daha sonra iri zarlar şeklinde doğruyoruz.Yeşil soğanları da bol su ile yıkayıp halka halka doğruyoruz.Salata kasemizin içine bütün malzemeleri alıp hafifce karıştırıyoruz.Salatamız servise hazır :)

7 Mart 2008 Cuma

Düğün Çorbası




Son bir kaçgündür canım çok sıkkın.Bir sürü üzüntüler,ağlamalar,uykusuz gecelerin sonunda hepsinin boşu boşuna,hatta onu geçtim tamamen bir yalandan dolayı olduğunu öğrendik.Nasıl bir şoktur bilir misiniz güvendiğiniz,emin olduğunuz dağların kar yağmayı bırakın yok olduğunu öğrenmek?
Neyse daha fazla düşünmek istemiyorum.Bu ayki Ye# etkinliğine http://lamamutfakta.blogspot.com/ blogunun çiçeği burnunda annesi lama ev sahibeliği yapıyo.Ailecek bekarlığımdan beri çorbaları çok severiz.Bizde çorbasız yemeğe başlanmaz kesinlikle.Ve en çok sevdiğimiz çorbalardan biri de düğün çorbasıdır.Etkinliğide en sevdiğim çorbayla katılmak yakışır dimi :)
Malzemeler:
1lt su
3 yumurtanın sarısı
yarım limonun suyu
1 yemek kaşığı üzüm sirkesi
3 yemek kaşığı un
2 yemek kaşığı tereyağı
250 gr kuzu gerdan
kırmızı toz biber
tuz
Hazırlanışı:
Kuzu gerdanı etleri ayrılana kadar su da haşlıyoruz.Tereyağını tenceremize alıyoruz.Unu rengi dönene kadar yağ ile kavuruyoruz.Suyu sürekli çırparak yavaşça ekliyoruz.(hızlı bir şekilde çırpmaya devam etmelisiniz ki topak oluşmasın)Ayrı bir kasede yurmuta sarılarını,sirkeyi ve limon suyunu çırpıyoruz.Tenceredeki çorba kaynayınca yumurtalı karışıma yavaş yavaş ekleyerek çırpmaya devam ediyoruz.Yumurtalı karışım ılınınca tencereye ilave ediyoruz ve çırpmaya devam ediyoruz.Gerdan etini kemikten ayırıp ufak ufak parçalara ayırıyoruz.Çorbamız kaynayınca etleri ve suyunu ilave edip kısık ateşte kaynayıncaya kadar karıştırarak pişirmeye devam ediyoruz.Tuzunu da ilave edip 2dk daha kaynatıyoruz ve ocaktan alıyoruz.Kaseye çorbamızı alıyoruz.Üzerine tereyağında kızdırdığımız toz kırmızı biberi döküp servis yapıyoruz.

3 Mart 2008 Pazartesi

Hanımeli Böreği

Bu nefis lezzetin tarifi www.portakalagaci.com dan Hatice'ye ait.Bir gün rastgele bulduğum bi börek tarifi.Tadını şöyle anlatayım;Isırdığınızda çıtır çıtır,içi kıyma,kuş üzümü,çam fıstığı ve tarçının muhteşem birleşimi.Çok iştahla yenen bir börek bizde.Ne kadar çok yaparsam yapayım asla artmaz :) Tarifi aynen yazıyorum.Ben kıymanın içine azıcık mix biber,kimyon da kattım.Etli bir yemek yapıcaksam vazgeçilmez baharatlarımdır çünkü.Gerisini tarife aynn sadık kalarak yaptım:) Mutlaka deneyin derim.
Malzemeler:
4 yufka
1 paketten az margarin
yarım çay bardağı dolmalık fıstık
sıvıyağ
1 kuru soğan
250g kıyma
tuz
karabiber
yarım çay bardağı kuş üzümü
tarçın
maydanoz
1 yumurtanın sarısı
Hazırlanışı:
dolmalık fıstığı bir tavada sıvıyağ ile kavurun. yemeklik doğranmış soğanı ve kıymayı ekleyip kavurmaya devam edin. ateşten alıp tuz, kara biber, tarçın, kuş üzümü ve maydanoz ile karıştırın. margarini eritin. 2 yufkayı yağlayıp üst üste koyun ve 12 eşit paçaya bölün. parçaların geniş kısımlarına kıymalı içten koyup sigara böreğinden irice sarın. diğer 2 yufka için de aynı işlemi uygulayın.böreklerin üzerine yumurta sarısı sürüp önceden ısıtılmış 200C fırında üzerleri kızarana kadar pişirin.

2 Mart 2008 Pazar

Kabak Salatası



İki güzel şey bir arada olabilir mi?Hayır diye düşünüyorsanız acele etmeyin.Elbetteki hem pratik,hem de lezzetli bir salata yapabilirsiniz.Tıpki kabak salatasında olduğu gibi :))Gene çok lezzetli bir salata size.Üstelik habersiz misafirler için birebir:)Hemen tarife geçiyorum efenim :)
Malzemeler:
2 adet kabak
1 su bardağı iri çekilmiş ceviz
2 su bardağı süzme yoğurt
1-2 diş sarımsak
1 yemek kaşığı zeytinyağı
Hazırlanışı:
Kabakları soyup rendeliyoruz.Tavamıza zeytinyağını döküp kızdırıyoruz.Kabakları yüksek ateşte sularını vermeden 2-3dk soteliyoruz.Sarımsaklarımızı dövüp yoğurdumuza ekliyoruz.Kabaklarımız sotelenip soğuduktan sonra yoğurdun içine katıyoruz.En son ceviz ve tuzu ilave edip harmanlıyoruz.Soğuk servis yapıyoruz.

26 Şubat 2008 Salı

Amerikan Salatası


Aman Allah'ım o nasılll bir lezzettir.Dikkat edin bu salata bağımlılık yapıyo.Ben en başından söyliyim de sonra uyarmadı demeyin.Benim amerikan salatam dışarda yediğiniz o bana biraz soğuk gelen salatalar gibi değil.Kumpiri andırır bi tadı var.Bunu yiyince zaten dışarda amerikan salatası yiyemicek duruma geliceksiniz:)Sizin salatanızı yiyenler de "... ah bi amerikan salatası yapsa da yesek"dicekler emin olun.Nerden biliyorum?Çünkü bizde durum aynı bu şekilde:)Deneyin vede görün diyorum başka da bişey demiyorum:)Tarifff;
Malzemeler:
5 adet orta boy patates
200gr taze kaşar(rendelenmiş)
1 büyük şişe garnitür
3 yemek kaşığı mayonez
250gr kornişon turşu
2diş sarımsak
250gr yoğurt
2 yemek kaşığı tereyağı
Hazırlanışı:
Patateslerimizi haşlıyoruz.Elimizle soymaya dayanacak kadar ılıtıyoruz.Patatesleri soyup derin bir kaba alıyoruz.Sıcakken rende kaşar ve tereyağını kaba ilave ediyoruz.Hepsini birlikte kaşar ve tereyağı eriyene kadar ezecek yardımıyla püre haline getiriyoruz.Kornişon turşuları minik küpler şeklinde doğruyoruz.Patates karışımının içine suyunu süzdüğümüz garnitürleri ve küp turşularımızı ilave ediyoruz.Ayrı bir kapta soyup ezdiğimiz sarımsakları,yoğurdu ve mayonezi iyice çırpıyoruz.Hazırladığımız yoğurdu patates harcına boşaltıyoruz.Yoğurdu iyice yedirene kadar karıştırıyoruz.(garnitürü ezmeden) Servis tabağına alıyoruz.

Paçanga Böreği


Nefis mi nefis bir börek huzurlarınızda arz-ı endam etmekteler.Nefis olan şeyler genelde zahmetlidirler ya aynı zamanda bu börek hiç de öyle değil.Hem pratik,hem lezzetli,hem şık,hem zengin bir börek.Ben genelde akşam yemeği davetlerinde ara sıcak olarak sunuyorum.Ve (pastırma sevmeyenler hariç) inanın ayıla bayıla yenip süpürüşüp siliniyo :)
Bu tarif benim canım canım ninomun kaybettiğimiz blogcu öğretmen arkadaşımız Esra'nın aınısına düzenlediği etkinliğe gidiyo.Daha önce misssssssssssss Zerrin'in öncülük ettiği çok güzel bir etkinlik daha yapmıştık Esra için.3 tane ilköğretim okulunun kütüphanesini kitaplarla doldurmuştuk :) Rabbim inşallah bu kadar sevilen,anılan bu güzel insanı daimi ikamet yerinde çok çok daha mutlu eder :)
İşte tarif;
Malzemeler:
Yarım kilo yufka
250gr taze kaşar
200gr pastırma
kızartmak için sıvı yağ
Hazırlanışı:
Yufkalarımızı 12 eşit parçaya bölüyoruz.Taze kaşarı yufkalarımızın ortasına konulucak şekilde dikdörtgen olarak kesiyoruz.Pastırmaları ortadan ikiye bölüyoruz.12 eşit parçaya kesitiğimiz yufkalarımızın herbirinin geniş kısmına önce kaşar üzerine de pastırma koyuyoruz.Sigara böreğinin kalını şeklinde sarıyoruz.Kızgın yağda kızartıyoruz.Sıcak servis yapıyoruz

20 Şubat 2008 Çarşamba

Aşk Truffleri :)


 Bu da ikinci Aşık eden tarifler etkinliği tarifi :) Valla ben yaptım diye söylemiyorum ama bu da çok lezzetliydi. Bi kere kim yediyse aynısını söyledi hem:)İşte tarifimiz;

Malzemeler:
100gr bitter
100gr sütlü kuvertur çikolata
5 dilim kakaolu kek
200ml süt kreması
Üzeri İçin:
100gr bitter çikolata
İri çekilmiş fındık ve antep fıstığı

Hazırlanışı:
 Kakaolu keki mikserde iyice ufalanana kadar çekiyoruz. 100'er gr bitter ve sütlü çikolatayı ufak parçalara ayırıyoruz. Kremamızı ocağa alıyoruz. Kaynamaya başladığı zaman altını kapatıp ufaladığımı çikolataları içine atıyoruz. Sürekli karıştırarak iyice eritiyoruz. Eriyen çikolata karışımını ufalanmış kakaolu kekin içine döküyoruz. Kaşık yardımıyla iyice harmanlıyoruz. Soğuyan karışımı streç filmle kaplayıp buzdolabında7 saat bekletiyoruz. Dolaptan aldığımız karışımdan tatlı kaşığı yardımıyla ceviz büyüklüğünde parçalar koparıyoruz. Avucumuzda yuvarlayarak şekil veriyoruz. 100gr bitter çikolatayı benmari usulü eritiyoruz. Ocaktan aldıktan sonra 1 yemek kaşığı kadar süt ilave ediyoruz. Hızla çırparak sütü yediriyoruz. Yuvarladığımız topları tek tek çikolatanın içine atıyoruz. Tatlı kaşığı yardımı ile çikolataya bulayıp hemen fındık veya antep fıstığına buluyoruz ve truff kağıtlarına alıyoruz. İşlemi uygularken hızlı olmalısınız yoksa trufflerin şekli biraz bozuluyo:) Trufleri buzdolabına alıyoruz. Üzerindeki çikolata donunca servis yapıyoruz.

18 Şubat 2008 Pazartesi

Çilekli Muzlu Pasta


Yeni pasta yapmışşşş demeyin yapmadım :) Ablamlar geldiği zaman yapmıştım pastayı pc de o bana ben ona bakıyorduk.Bugün pek bi sert çıkıştı.Ya beni siteye eklersin yada tez zamanda formatta bişi de kaybolurum dedi sanki:) O bişey değil bide formatla uğraştırıcak beni delinin zoruna bak.Neyse koyduk işte hanımı bloga o da rahat etsin bende :)
 Tarif her zamanki tarif içinde çilek muz ve damla çikolata kullandım.Bu arada pasta kremasında 200gr süt kremasını kaynattıktan sonra 80gr fildişi çikolatayı karıştırarak erittim ve soğuduktan sonra içine koyarak kullandığım pastalar ayrı bir lezzetli oluyo.Şiddetle tavsiye edilir. Size iyi akşamlarrrrrrrr :)

16 Şubat 2008 Cumartesi

Kahvaltı Pizzası :)




Etkinliklere son anda katılmak gibi kötü bir huy edindim sanırım :))Aslında birkaç tarifle katılmak istiyodum ama epeydir evde bayat ekmek bulmak imkansız oldu.Neyse ki misafir bahanesiyle evde bayat ekmek çıktı.Arasan bulunmaz dedikleri olayı yaşadık ya neyse :)Etkinlik sahibi arkadaşımız http://www.soframiz.com/ Bayat ekmekleri değerlendiriyoruz bu ay :) Çok faydalı bir etkinlik olduğunu düşünüyorum aslında.Hepimizin derdidir bayat ekmekler ne olcak diye düşünmek.Eminim çok güzel tarifler çıkıcak.Hale'ye kolay gelsin şimdiden.

Bizim tarifimiz bayat ekmekleri iştahla yedirten kahvaltı pizzası.Hem çok pratik hem çok lezzetli.

İşte tarif;


Malzemeler:

Bayat ekmek tabiki :)

50gr beyaz peynir

50gr taze kaşar(rendelenmiş)

1 adet yumurta

1 yemek kaşığı zeytinyağı

1 tatlı kaşığı acı sos

yeşil zeytin

1 adet domates

salam

sucuk vs


Hazırlanışı:

Domatesleri zar şeklinde doğruyoruz.Beyaz peyniri derin bir kasede eziyoruz.Salam,sucuk ve zeytini diğer malzemelerle orantılı bir şekilde doğruyoruz.Bütün malzemelerimi kasemize ekleyip iyice harmanlıyoruz.Dilimlediğimiz ekmeklerin üzerine kaşık yardımıyla yayıp 180 dereceli fırında üzeri kızarana kadar pişiriyoruz.Sıcak sıcak afiyetle yiyoruz :)

12 Şubat 2008 Salı

Bugün Şiir Var

Ne tembel kızsın kaçgündür hiçbişey yapmıyosun demyin sakın.Yapıyorum çok güzel iki davet,bir doğum günü kutlaması yaptım.Birsürü tarif fotoğraf var bekleyen aslında.Ama son günlerde hiç keyfim yok :( Okuyorum,izliyorum o kadar ülkesinden insanından ümitli olan ben.Evet güzel günler göreceğiz,güzel şeyler yapacağız sesimizi duyaracağız,g gelişiyoruz kendimizi geliştiriyoruz,ilerliyoruz derken ne kadar da geri kaldığımızı görüyorum ve çok canım sıkılıyo.Evet gene biyerlerde bişeyler okudum gene sesimi çıkardım,fikrimi söyledim.Ama ne bileyim üzgünüm,kırgınım işte..
Aklıma Mehmet Akif'in çok sevdiğim bir-iki şiiri geldi ve Üstad Necip Fazıl'dan bir kıta onları paylaşmak istiyorum bugün sizinle.Bilmem sizde de aynı etkiyi yapar mı?Sizinde içinizde bi teli titretir canınızı yakar,gözünüze yaşı getirir mi?


Atiyi Karanlık Görerek Azmi Elden Bırakmak
Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak...
Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak.
Dünyâda inanmam, hani görsem de gözümle.
İmânı olan kimse gebermez bu ölümle
Ey dipdiri meyyit, "İki el bir baş içindir."
Davransana... Eller de senin, baş da senindir!
His yok, hareket yok, acı yok... Leş mi kesildin?
Hayret veriyorsun bana... Sen böyle değildin.
Kurtulmaya azmin neye bilmem ki süreksiz?
Kendin mi senin, yoksa ümîdin mi yüreksiz?
Âtiyi karanlık görüvermekle apıştın?
Esbâbı elinden atarak ye'se yapıştın!
Karşında ziyâ yoksa, sağından, ya solundan
Tek bir ışık olsun buluver... Kalma yolundan.
Âlemde ziyâ kalmasa, halk etmelisin, halk!
Ey elleri böğründe yatan, şaşkın adam, kalk!
Herkes gibi dünyâda henüz hakk-ı hayâtın
Varken, hani herkes gibi azminde sebâtın?
Ye's öyle bataktır ki; düşersen boğulursun.
Ümmîde sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!
Azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar;
Me'yûs olanın rûhunu, vicdânını bağlar
Lânetleme bir ukde-i hâtır ki: Çözülmez...
En korkulu câni gibi ye'sin yüzü gülmez!
Mâdâm ki alçaklığı bir, ye's ile şirkin;
Mâdâm ki ondan daha mel'un daha çirkin
Bir seyyie yoktur sana; ey unsur- îman,
Nevmid olarak rahmet-i mev'ûd-u Hudâ'dan,
Hüsrâna rıza verme... Çalış... Azmi bırakma;
Kendin yanacaksan bile, evlâdını yakma!
Evler tünek olmuş, ötüyor bir sürü baykuş...
Sesler de: "Vatan tehlikedeymiş... Batıyormuş!"
Lâkin, hani, milyonları örten şu yığından,
Tek kol da "yapışsam..." demiyor bir tarafından!
Sâhipsiz olan memleketin batması haktır;
Sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır.
Feryâdı bırak, kendine gel, çünkü zaman dar...
Uğraş ki: Telâfi edecek bunca zarar var.
Feryâd ile kurtulması me'mûl ise haykır!
Yok, yok! Hele azmindeki zincirleri bir kır!
"İş bitti... Sebâtın sonu yoktur!" deme, yılma.
Ey millet-i merhûme, sakın ye'se kapılma.


Zulmü Alkışlayamam
Zulmü alkışlayamam, zâlimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdâdıma saldırdı mı, hattâ boğarım!..
- Boğamazsın ki!- Hiç olmazsa yanımdan koğarım.
Üç buçuk soysuzun ardında zağarlık yapamam;
Hele hak nâmına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir âşıkım istiklâle,
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lâle!
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırma da geç git, diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...
İrticâın şu sizin lehçede ma'nâsı bu mu?


Ve son olarak Necip Fazıl Kısakürek'den;

Mehmed'im sevinin başlar yüksekte!
Ölsekte sevinin, eve dönsek de!
Sanma bu teker kalır tümsekte!
Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir

9 Şubat 2008 Cumartesi

Düğme Kurabiye

DSC02521.JPG

Prestij adlı filmi izledim çok heyecanlıydı :)  Evde sinema keyfi çaysız,kuruyemişsiz,cipssiz,pasta böreksiz olur mu hiç dimi :) işte size nefis bir kurabiye tarifi :)
Malzemeler:
3 su bardağı un
3 yemek kaşığı pudra şekeri
2 su bardağı ince çekilmiş fındık
1 paket margarin(oda sıcaklığında)
Üzeri için:
1 yemek kaşığı pudra şekeri
1,5 çay kaşığı tarçın
Hazırlanışı:
Bütün malzemeleri yoğurma kabına alıyoruz.Hamurumuz kıvama gelene kadar yoğuruyoruz.Cevizden biraz küçük parçalar koparıp elimizde yuvarlıyarak şekil veriyoruz.Soğuk fırına koyuyoruz.170 dereceye ayarlıyıp renkleri dönene kadar pişiriyoruz.Fırında soğumaya bırakıyoruz.
1 yemek kaşığı pudra şekerine 1,5 tatlı kaşığı tarçını karıştırıyoruz.İyice harmanlandıktan sonra süzgeç yardımıyla kurabiyelerin üzerine döküyoruz.

6 Şubat 2008 Çarşamba

Üzüldüm!

Bloglar arasında gezinirken mutlu mesut pasta böreklere bakıp,yazıları okurken bir blog da buldum kendimi.Ne güzel resimler ne hoş derken bir fotoğraf dikkatimi çekti.Fotoğarafın altındaki yazı ve fotoğrafa gelen yorumlar.

"Karanlık Çarşamba'nın karanlık sözde dindar insanları... yazıyo fotoğrafın altında.Hangi insan,hangi vatandaş hangi hakla hoşnutsuz iki çift gördü diye tüm bir semt insanına bu etiketi yapıştırma hakkını görebilir kendinde.Bu ne kadar "masumane"o kindarlardan aksine ne kadar"iyi niyetlice"bir bakıştır böyle.

Bide yorumları okuyayım dedim öyle ya biz genç,okuyan,düşünen,insan haklarına,demokrasiye inanan bir nesiliz.Mutlaka birileri bişey söylemiştir.

....
Kendilerinden olmayana tahammül edemediklerindendir herhalde Öykücü kindar olmaları. Çarşamba girilecek gibi bir semt değil. Türbanlıları bile açık buluyorlar gerisini sen düşün. Orası kurtarılmış bölge. Ben sadece arabayla geçebilme cesareti gösterebildim. Bravo resimlerini çekmiş.
.....
Harika fotoğraflar , ve tebrik ederim ben de. Geçen günlerde kuzeni oraya taşınan bir arkadaşım, artık kuzeninin erkek olduğu için elini dahi sıkmadığını anlattı. Elden veya saçtan ereksiyon olma ihtimallerini düşünmeleri komik tabii. Halbuki keşke herkes kalbinin ve inancının sesini dinlese. Başa bir yerlerinin değil. :)


Yorumlar şok etkisi yarattı.Demek ki hala ne kadar üniversitelerde dirsek çürütmüş,kitaplar eskitmiş.Kariyer sahibi olmuş biyerlere gelmiş insanlar bile olsak "yobaz"düşüncelerimizden kurtulamıyoruz.Kendi yobazlığımızı sezdirmemek için karşı tarafı öyle bir yobazlaştırıyoruz ki...

Çarşamba; dini inanışlarını yaşayamamış,günümüzde çok meşhur olan hani o "mahalle baskısı"nı bizzat yaşamış, kendilerini rahat hissedebilicekleri bir semtte toplanmış, birken beş olmuş,beşken on olmuş böyle böyle bi semt oluşturmuş kişilerin yaşadığı bir semttir.Nasıl Bağdat Caddesinde çarşafla dolaşınca uğramadığınız hakaret kalmaz,İşitmediğiniz ağır söz"küfür"kalmaz.Çarşamba'da mini etek askılı dekolte bluzlarla dolaşırsanız kimse kıyafetinize canınıza kastetmez ama evet dışlayıcı bakışlarla karşılaşırsınız.Çünkü onlar sizin dışladığınız hakaret ettiğiniz mahallelerinden aile yadigarı evlerinden okullarından işlerinden uzaklaşmışlar ve kendilerini rahat hissedebilicekleri bir semt oluşturmuşlar.Bunu bile bile yaraya tuz basarcasına "ohhh sizi dışladık yerinizden ettik ama burda da bırakmıcaz "dercesine giderseniz mahallererine "ay ne iyi ettiniz de geldinizci bir tavırla karşılanmazsınız.

Tabi derseniz ki bu mahalleleşmeler doğru mudur?Hiç değil ama tek mahalleleşme Çarşamba değildir.Çarşamba ile birlikte konuşucaksak Bağdat Caddesini.Nişantaşını,Etiler,Moda vs bunlarıda konuşalım.Lütfen objektif olalım.

Bir dine inandığını söylüyorsanız yani"dil ile iman kalp ile tasdik ettim"diyosanız eğer o dinin bütün şartlarını gerekliliklerini sorumluluklarını da kabul ediyosunuz demektir.Yani bu ne demektir?Şu şartı işeme gelmiyo ben bunu işime gelen bi fetva bulayım,mantığa bilime vsye vurayım şunu bi kaldırayım.İman edeyim ama benim istediğim gibi olsun dememektir.İslam dininde amca,dayı,baba,abi,erkek kardeş,dede,oğulları ve kayınpederi harici erkekler haramdır.Tokalaşmama sebebinin bu olduğunu söylediği halde ve sizde bal gibi bildiğiniz halde "ereksiyon olma ihtimali"gibi saçma,saygısız,ahlaksız,sırf bel altı vurma niyeti ile konuşursanız sizin her tokalaştığından ereksiyon yaşayabilicek biri olduğunuzu çok rahat düşünebiliriz demektir.Bunun kaçışı başka çözümü yok iman ettiyseniz bunu da kabul edersiniz.Cahil çarşaflı da olsa,ateisti hristiyanı da olsa,solcusu Atatürk'cüsü de olsa cahildir.Bunu tüm çarşaflılara veya bir semte mal etmek en az o cahiller kadar cahilcedir."Bu başörtülüleri,dindarları Taksim meydanında sallandırmalı ibret olsun" diyen sözde Atatürk'cüda cahildir.Çarşaf giymedi diye karşısındakini dışlayan kişide.Önemli olan bunlara aldırmadan tebessüm edebilmektir.Bir görüşe karşı olmanız size o görüştekileri karalama,iftira atma hakkı vermez Yasemin hanım.Ben bir türbanlıyım ve açık arkadaşlarımla çarşambaya çok gitmişimdir.Kimsenin can tehlikesi yaşadığını görmedim duymadım.Bağdat Caddesi,Nişantaşı gibi semtlerde başı kapalı diye hakarete uğruyan başından türbanı çekilmeye kalkışılan semtlerde var.Ama siz bunları konuşmayıp el kadar Çarşamba'yı dillendirirseniz niyetinizden şüphe duyarım.

5 Şubat 2008 Salı

Kıymalı Ispanak

Malzemeler:
Yarım kilo ıspanak
1,5 büyük kuru soğan
250gr kıyma
1 su bardağı pirinç
1 yemek kaşığı domates salçası
tuz
sıvı yağ
sirke
Hazırlanışı:
Ispanakların kök kısımlarını kesip tek tek ayırıyoruz.Bol suda topraklarını döküyoruz.Daha sonra geniş bir kapta bol sirkeli su hazırlayıp ıspanaklarımızı 2 saat bekletiyoruz.Ispanakların suyunu döküp duru suyla bir kaç sefer değiştirerek yıkıyoruz.Suyunu süzdükten sonra orta büyüklükte doğruyoruz.Soğanımızı da soyup yemeklik doğruyoruz.Tenceremize sıvı yağı alıyoruz.Kızdıktan sonra soğanları ekleyip pembeleşinceye kadar kavuruyoruz.Kıymamızı da ekleyip kavurmaya devam ediyoruz.Daha sonra salçamızı ekliyoruz.Ispanakları da ekledikten sonra kapağını kapatıp kısık ateşde pişmeye bırakıyoruz.Ispanaklar suyunu bırakıp çektikden sonra yıkayıp suyunu süzdüğümüz pirinci ekliyoruz.Üzerini kaplayacak kadar su ve tuz ekleyip karıştırmadan pişirmeye devam ediyoruz.Ocağın altını kapattıkdan sonra birkere altüst ederek karıştırdıktan sonra servis yapıyoruz.(Yanında yoğurtla servis yapabilirsiniz)

Mozaik Pasta

Malzemeler:
1 paket kakaolu puding(Dr.Outker)
1 paket petibör bisküvi
3,5 su bardağı süt
2 adet muz
streç film
Hazırlanışı:
Pudingi paketin üzerindeki tarife göre hazırlıyoruz.Ilınmaya bırakıyoruz.Tezgaha streç filmi seriyoruz(enine 3'lü,boyuna5'li sıra olucak kadar)Pudingimizden streç filme ince bir tabaka olucak kadar döküyoruz.Bisküvilerimizi enine3'lü boyuna5'li sıra yaparak diziyoruz.Tekrar puding döküyoruz.Kaşık yardımıyla eşit miktarda yayıyoruz.Tekrar bisküvili bi kat yapıyoruz.Ve tekrar pudingi döküyoruz.Orta bisküvi sırasının üstüne muzları diziyoruz.Streç film yardımı ile pramit şeklinde iki yanı kapatıyoruz.Buzdolabında en az 1 saat beklettikden sonra servis yapıyoruz.

Nuthella'lı Kek


Malzemeler:
2,5 su bardağı un
3 yumurta
1,5 su bardağı toz şeker
3 yemek kaşığı nuthella
1,5 yemek kaşığı kakao
1 paket kabatma tozu
1 paket vanilya
1 su bardağı yoğurt
1su bardağından 1 parmak kadar az sıvı yağ
Hazırlanışı:
Yumurta ve şekeri köpük köpük olana kadar çırpıyoruz.Daha sonra yağ ve yoğurdu ekliyoruz.Nuthellayı benmari usulü eritip karışıma ekliyoruz.Un,kabartma tozu ve vanilyayı ayrı bir kapta eliyoruz.Alttan üste doğru kaşık yardımı ile karıştırıyoruz.Ve tekrar eliyoruz.Daha sonra un karışımını ve kakaoyu harcımıza ekliyip orta derecede çırpmaya devam ediyoruz.(2-3dk) Yağlanmış kek kalıbımıza alıp 170 dereceli fırında 40dk pişiriyoruz.Üzerine sıcakken pudra şekeri eliyerek süslüyoruz.Afiyet olsun ;)

18 Ocak 2008 Cuma

Buhara Pilavı


Bu ayki etkinlik konusu Dünya Mutfakları.Son anda katılmak nasip oldu.Etkinlik sahibi blog http://tubaninpenceresinden.blogspot.com/. Bende çok beğenerek yediğim misafirlerime sunduğum bir pilav olan Buhara Pilavı ile katılmak istedim etkinliğe.Buhara pilavı Özbek mutfağına ait bir yemek.Denemenizi şiddetle tavsiye ederim.Pilavı yiyipde beğenmedim diyen birine henüz rastlanmadı :)) Tuba'ya kolay gelsin diyorum ve uzarmadan tarife geçiyorum:)

Malzemeler:

250gr dana kuşbaşı

2 su bardağı baldo pirinç

2 adet havuç

1 orta boy kurusoğan

1 yemek kaşığı domates salçası

1 yemek kaşığı tereyağı(doluca)

1 yemek kaşığı sıvıyağ

Hazırlanışı:

Pirincimizi en az 2 saat önceden tuzlu ılıksu da bekletiyoruz.Etlerimizi sotelik doğruyoruz.Etleri bir yemek kaşığı sıvıyağ kızdırılmış tavada iyice pişiriyoruz.Tenceremize tereyağını alıyoruz.Hafif kızdıktan sonra yemeklik doğradığımız sağonlarımı pembeleşinceye kadar kavuruyoruz.Daha sonra havucumuzu eklieyip altını kızıyoruz.Havuçlar suyunu verip tekrar çekinceye kadar pişiriyoruz.Daha sonra saçlamızı ekleyip hepsini kavuruyoruz.Daha sonra etlerimizide ekleyip 1dk daha kavuruyoruz.Suyunu iyice süzdüğümüz pirincimizi tuzumuzu ekleyip üzerini 2 parmak geçecek kadar kaynamış su ekliyoruz.2dk kadar yüksek ateşde pişirdikten sonra en kısık ateşde pişirmeye devam ediyoruz.Pilav suyunu çektikden sonra ocağı kapatıp kağıt havlu ile üzerini örtüp tencere kapağını kapatıyoruz.30dk dinlendikten sonra geniş bir kapta pilavı tersyüz ediyoruz.İyice karıştırıp tenceremize alıyoruz.Sıcak servis yapıyoruz.

Posted by Picasa

16 Ocak 2008 Çarşamba

Meyveli Pasta


Gene mi pastaaaaaaaaa :)) Evet gene pasta hemde meyveliii :) Ben şahsen ıslatılmış pandispanyalı pastaları pek böyle mmmmmm nefis diyerek yiyemiyorum :D Yeni aldığım kek kalıbına göre de istediğim pandispanya kıvamını tutturamamıştım bu aralar.Vee dün gece başardım sonunda.Pandsipanya pişince soğumasını beklemeden tadına baktım hemen.EVET! harika olmuş işte olay budur dedim :)) Nasıl sevinçliyim bilemezsiniz.Makinem hala servisten gelmediği için webcamim sağolsun çekiverdim onunla resmini :) Pek net değil ama hiç yoktan iyidir.Ve de işte mükemmel pasta mükemmel tarif :D




Malzemeler:


24cm kaıser yuvarlak kek kalıbı


4 yumurta


2 su bardağından 1 parmak eksik un


1.5 su bardağı şeker


yarım su bardağı yoğurt


yarım su bardağı süt


1 su bardağın az eksik sıvı yağ


1 paket kabartma tozu


1 paket vanilya


2 yemek kaşığı kakao


3 adet muz


1 su bardağı damla çikolata


çilek


Kreması için:




1 paket sade pasta kreması


1 küçük kutu tikveşli süt krema


80gr beyaz çikolata


Hazırlanışı:




Yumurta ve şekeri mikserde şeker eriyinceye kadar çırpıyoruz.(yumurta,süt ve yoğurt oda sıcaklığında olucak)Süt,yoğurt ve kakaoyu ekleyip çırpmaya devam ediyoruz.Ayrı bir kapta un,kabartmatozu ve vanilyayı eliyoruz.Kaşıkla alttan üste karıştırıp tekrar eliyoruz.Unlu karışımı yumurtalı karışıma ilave edip 1-2 dk daha karıştırıyoruz.Yağlanmış kalıbımıza düz bir zeminde boşaltım 180 dereceye ısıtılmış fırında 40dk pişiriyoruz.Piştikden sonra fırından çıkarıp dışarda soğutuyoruz.




Süt kremasını tencereye alıyoruz.Kaynama noktasına gelince ufak parçalara ayırdığımız çikolatayı ilave edip ocağı kapatıyoruz.Karıştırarak çikolatayı eritiyoruz.Pasta kremasını kutunun üzerindeki tarife göre hazırlayıp soğumuş olan çikolatalı kremayı ilave edip 2dk daha çırpıyoruz.




İyice soğumuş ve dinlenmiş olan pandispanyayı(aceleniz yoksa bir gün önceden hazırlamanızı tavsiye ederim) 3 eşit parçaya bölüyoruz.Birinci katına kremamızı sürüp uzunlamasına kestiğimiz muzları yerleştiriyoruz.İkinci kat pandispayayı üzerine koyuyoruz.Onunda üzerine kremasını sürdükten sonra damla çikolayı yayıyoruz.Üçüncü kat pandispanyayı da kapatıp kremasını sürüyoruz.Çilek ve muzlarla en üst katını sülüyoruz.


Afiyet olsun :)


6 Ocak 2008 Pazar

Baklava



Biliyorum çok geç bi tarif bu.Ama napayım tarif uzun zaman az :) Her işde bir hayır vardır yalınız.Bu tarif de yaman etkinliklerin bu ayki "Kaynana yaşa basmaz,Asla altta kalmaz" sloganıyla Geleneksel Tatlılar konulu etkinliğe nasipmiş:) (amma uzattım cümleyi yaa :P )Etkinlik sahibi blog http://binbircesni.blogspot.com/ Songül ablamla eminim ilerde çok iyi birer kaynana olucaz biz :)
Tamam daha fazla uzatmıyorum işte tarif :)
Malzemeler:
1 su bardağı yoğurt
1 su bardağı süt
2 yumurta
1 su bardağı sıvı yağ
1 paket kabartma tozu
1 çimdik tuz
Aldığı kadar un
250gr iri çekilmiş ceviz içi
Şerbeti İçin;
5 su bardağı şeker
5 su bardağı su
yarım limon
Baklavanın Üzeri İçin;
250gr tereyağı
1 çay bardağı sıvı yağ
Yapılışı:
Derin bir kabın içine bütün malzeme koyulup yumuşak bir hamur elde edilir.Sonra bu hamur 3 eşit parçaya daha sonra herbir parça fındıktan biraz büyük bezelere ayrılır.Bu bezeler önce çay bardağı altı büyüklüğünde nişasta yardımıyla açılır.Aralarına bolca nişasta serpilerek üst üste konur.Tekrar tepsi büyüklüğünde açılır ve tepsiye serilir.Üzerine çekilmiş iri ceviz serpilir.Diğer hamur parçalarıda bitene kadar aynen işleme devam edilir.Daha sonra baklava dilimi şeklinde kesilir.
Tavada tereyağı ce sıvı yap iyice kızdırıldıktan sonra baklavanın üzerine dökülür.180 dereceli fırında üzeri kızarana kadar pişirilir.
Tencerede şeker ve su konur.10dk kaynadıktan sonra limonu eklenir ve bir 5dk daha kaynatılır.Soğutulmuş baklavanın üzerine ılınmış şerbet dökülür iyice şerbetini çektikten sonra servis yapılır.