30 Ekim 2008 Perşembe

Digitürke Mim

Sayın DigiTurk PR Departmanı Yetkilisi,
(tabii eğer var ise öyle bir şey :pPp )
Ticari kaygınız nedeniyle istemeden ve farkında olmadan pek çok blog yazarının kişisel özgürlüğünü elinden aldınız.
Bunun beklenen sonucu olarak, an itibariyle, pek çok blog yazarı hem ailelerinin hem de dostlarının Digiturk aboneliklerini iptal ettirmeyi düşünüyor.
Müşteri kitlenizin en üst tabakasında yer alan, sinema paketleri ve yabancı dil kanallarının izleyicilerinin aynı zamanda Türkiye’de en aktif blog kullanıcıları olduğu gözünüzden kaçmaması gereken bir gerçek.
Marka imajınızın özellikle A+ grupta yerin dibine geçtiğinin ve geçmeye devam ettiğinin bilincinde olmalısınız.


* Blogger altyapısının canlı ya da banttan yayın yapmaya imkân tanımadığı,* üçüncü parti servislerden alınan embed kodlar kullanılarak başka bir servis üzerinden sağlanan içeriğe erişim sağlanması yoluyla dağıtıldığı,* yani kendi sunucularında barındırılmadığı herkes tarafından biliniyor.* Buna rağmen Blogger.com’u engelleten güzide birimlerinizin başındakileri işten kovun bence. Bu işi bilen birilerini işe alın!(bu maddeler jazzirti~dan alınmıştır)

Eğer markanızı düşünüyorsanız, ve bu yaptıklarınızdan dolayı üzgünseniz size Sansüre Sansür hareketine ana sponsor olmayı öneririm.
Saygılarımla,

Bir Blog Yazarı
Mimin başlangıç yeri burası.Çileklimin sitede okudum bende bugün.Bu mime herkesi davet ediyorum şimdi bende.

29 Ekim 2008 Çarşamba

Blog Dostluk Ödülleri


Bu ödülü alalı epeyce zaman oldu aslında hiç de beklemediğim bir arkadaşımdan olması daha da mutlu etti beni :) ilk zülbiye arkadaşımdan geldi ödülüm sağolsun :) Sonralardan çilekimden aldım aynı ödülü valla bana gelen ödül bu kadar :) Tam bende birilerine armağan etmek için bloguma girmek için pc başına oturmuştum ki ne yapsam etsem açmadım blogumu.Akşama doğruda bloggerın Diyarbakır bilmemnesi mahkemesi tarafından erişiminin engellendiğini öğrendim.Hepiniz gibi içimde kocaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa bir yuh çektim ilk olarak.Blogcu arkadaşların çoğu adres değiştirdi,başka yerlere taşıdı bloglarını.Yeni adreslerinden kesintisiz yayın yaparlar umarım bundan sonra :) Blogger engeli konusu henüz hala muallakta yalnız.Delil yetersizliğinden dolayı engel kaldırılmış durumda.Yeterli delil bulunduğu takdirde engele devam kararı alınıcak korkarım ki.Digitürkden nefret edenler fan club flan açılmaz yakında hiç şaşırmayın derim :)
Neyse bu konuda o kadar çok konuşldu,tartışıldı edildi burdan daha fazla konuşmak istemiyorum ve ödülümü dostlarımla paylaşma kısmına geçiyorum.Bu ödül bildiğim kadarıyla uluslar arası olan bir blog dostluk ödülü.çileklim,papatya,ayşe gelin,nino,leyya,gönül,feyza,kakaolu pasta,limonlukek,Lama,semaver hepsine de benden önce başka başka arkadaşlar ödülü takdim etmişler ama olsun diyorum :)ve kendilerine tekrardan ödülü yolluyorum.
Ayrıca da aşağıdaki listedeki arkadaşlarıma yolluyorum.Aslında sağ sütundaki bütün arkadaşlarıma yollamak isterim tek tek ama o zaman da biraz abartmış olacağımdan temsili olarak birkaç kişinin linkini veriyorum böyle uzasın gitsin bu güzel ödül diye :)
Ödülü tepine tepine kullanabilirsinizzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzzz :))

20 Ekim 2008 Pazartesi

aNNePeRi 1Yaşında :)


 Blogcu arkadaşlar birinci yaşlarını kutlarlarken ne hoşuma giderdi.Benim blogumda bir seneyi devirebilicek mi derdim hep.Evet blogum artık 1 yaşını doldurdu ama buruk bir şekilde.Ben bundan 1 sene önce blogumu kurduğumda yemekçi blogcu arkadaşlar çok sevdikleri bir blogcu arkadaşlarını kaybetmişlerdi

 Esra 12 yıllık öğretmen bir blogcu arkadaştı.Ben ne yazık tanıyamadım kendisini.Ama bu kadar seveni,arkasından yokluğuna ağlayanı,dua edeni olduğuna göre güzel bir insanmış.Ve vefatının birinci yıldönümünde misssim ve arkadaşları güzel bir etkinlik düşünmüş.Bir öğretmenin anısını bir devlet okulunun kütüphanesini zenginleştirerek yaşatıcaz.Ayrıntıları Zerrin'in sayfasından okuyabilirsiniz. Benim kitaplığımda bu tarz kitaplar yok falan demeyin.Benim kitaplığımda da yok ama yarın sabah erkenden cağaloğluna çocuk kitapları almaya gidicem.Koli koli kitaplar göndermenizi kimse beklemiyor sizden.Herkes birer ikişer gönderse bu kütüphane ihya olur emin olun lütfen bir kitabı esirgemeyin :)

 Eveeeeeeeet geçelim sıradaki duyurumuza :) 2005 yılından beri hergün yazan bir blogcu arkadaşımız Hussoloji huso bir rekor denemesine girişmiş bulunmakta.Dünyanın en çok okunan blog yazısını ben yazıcam arkadaş diyerek yola çıktı bile :) Sizden de linke tıklayarak bu yazıyı okumanızı ve destek vermenizi bekliyo kendisi.

15 Ekim 2008 Çarşamba

Blog Action Day 2008 - Yoksulluk


ibrahim Sadri - Kirmizi Araba
Yükleyen sayit

Biliyorum ki anne-baba olanlarınız varsa aranızda kalbinizde bir sızı olucak işçi süleymanın acısı.
Ve aslında ben satırlarca yazsamda şiirin yaptığı etkiyi yapmicak.Ben anne olunca öğrendim ki,insan eğer yaşamak için bir sebep sadece bir sebep arasaydı kendine evladının gözlerinin içine bakması yeterli olurdu.Bütün malınızı,sağlığınızı,canınızı,kanınızı,nefesinizi istesin de vereyim diyosunuz anne olunca.Eminim ki babalık da böyle bişey.İşten eve dönerken belki son minibüs paranızı onun sevinç çığlığına verebilirsiniz hiç düşünmeden.Yaşam artık "onun için yaşamak"olur herşeyden önce.
Düşünün ki nefesinizi söküp vereceğiniz çocuk sizden arkadaşının yediği yemekten istiyo.Ama alıp yapıcak paranız yok.Arkadaşının ayakkabılarını gösterip ağlarken,çaresiz başka masallar anlatıyosunuz.O arkadaşının ayakkabıyı eskitip,ucunu patlatıp,kenarını yırtıp bir maçta yenisini istediği zaman annesinden,annesinin size vermesi için dua ediyosunuz.Biraz mırıldanır çocuğunuz ama siz bi güzel yıkar diker yeni olmasa da yeni gibi yaparsınız ayakkabıyı.Hem bu ay daha fazla temizlenicek ev bulursanız yenisini de alırsınız evladınıza.
Ne zaman bu kadar hissiz aç gözlü insanlar olduk bilmiyorum.Ne zamandır Rabbena Hep Bana der olduk.Eskilerimizi bile vermeye korkar olduk.Malımıza,mülkümüze,paramıza hayatımızı sıkı sıkıya bağlar olduk ne zaman?Ben yoksulluk görmedim çok şükür.Ama yoksul bir aileden geliyorum.Dedem zamanının hatırı sayılır zenginlerindenmiş.Dedem ve amcamın yaptığı silahlar konuşulurmuş heryerde.Babam ben silah yapmak istemiyorum okumak istiyorum diyince evlatlıkdan reddetmiş.Yatılı okullarda kalmış hocalarının yardımıyla okumuş.Bazen anlatır arkadaşlarının aça aça minick olmuş kalemlerini çöpe atınca nasıl gidip aldığını,onlarla yazıp,okuduğunu.Daha sonra hocaları elinden tutmuş ihtiyaç olduğu zaman çağırmışlar öyle öyle okumuş mesleğini eline almış.4 tane çocuğu olmuş iki meslek yapmış.Annemle beraber canla başla çalışmışlar çocuklarını büyütmüşler,yetiştirmişler çok şükür.Zeytinin bizim evde özel bir yeri vardır.Annem,babam ve iki ablam için.O zamanlar babam zeytini bakkalın gazeteden yaptığı küçük külahlar içinde alırmış.Ablamlara da "yarım yiyin midenizi yakar"dermiş çabuk bitmesin diye.Ablamların arasında bir yaş var ikisi de çocuk o zamanlar.Korkar yarım yarım yerlermiş zeytini.Kardeşim ve ben zeytinin çeşit çeşit olduğu zamanı gördük soframızda.Ben bir anneyim şimdi ve onları daha iyi anlıyorum artık.
Babam bazı akşamlar eve geldiğinde anneme,"kızlara ikişer kat kıyafet ayır gerisini yıka,ütüle paketle öğrencilere götürücem,eski olmasın sakın"derdi.Annem kıyafetleri toplarken ablamlar ağlarlardı "daha giymedik bile biz" diye.Daha çok küçüktüm ben ve biz yeni yeni durumumuzu toparlıyoduk.Evimizin tam karşısında MEB in kız yurdu vardı.Haftada en az iki kere ordan öğrenci kızlar misafir olurlardı soframıza.Onların olmadığı zaman üniversiteli öğrenci abilere büyükce sofralar dizilirdi.Cerrahpaşa çocukda okuyan bir abiye ingiltereden eğitim için davetiye gelmişti birgün.Akşam babam eve aldı geldi abi ağlıyo "hocam bu benim hayatımın fırsatı ama bilet param yok gidemicem"diye.Annesi,babası Konya'da karşılayacak durumları yok.Ağbi ağlıyo babam ağlıyo.Ağbi evden ayrılırken babam yarın akşam gel sen bize gene dedi.Ertesi akşam abi geldiğinde yemekten sonra oturdular."gidiyosun Fahrettin al bu bilet paran sen okicaksın,bu da harçlık sana yüzümü kara çıkarma oğlum"dedi.Fahrettin abi babamın ellerine kapandı "Hem hocamsın,hem anamsın,hem babamsın"diye ağlıyo.O ağlıyo babam ağlıyo yerde oturmuş izleyen ben ağlıyorum.Benim babam imam.Kendi memur maaşından çekmiş ogün,cemaatini dolaşmış Fahrettin abi için para toplamış.O gittikten sonrada anneme bu ay biraz sıkışıcaz ona göre dedi.
Fahrettin abi şimdi büyük bir sağlık şirketleri topluluğunun kurucusu ve yöneticisi.Babamın burs verdiği diğer 3 tane öğrencisiyle birleşip sağlık şirketi oluşturdular.İstanbul'un en iyi hastanelerinden 4'ünü onlar kurdular ve yönetiyolar.Babam benim maaşım bana yetmiyo diye açgözlülük yapmadı hiç bir zaman.En kötü zamanlarda bile Allah'ın kendine verdiğinden o da başkalarına verdi.Arkadaşlarının çöpe attığı kalemlerle okuyan çocuk memur oldu.Jelatin kesti kazandığıyla esnaflardan birinin dükkanında küçük bir tezgahta kendi mallarını sattı.Daha sonra kendi dükkanını açtı,kendi konfeksiyonunu açtı vs vs.Ama hiçbir zaman "onlar malarından verdikleri zaman kendilerini zararda görürler" ayetindekilerden olmadı.Annem hiçbir zaman onlara vericeğine eve şunu al,ben bunu giymek isterim demedi.Ve babam 2,3,5,10 derken sayıları devamlı artan üniversiteli gençlere burs yetiştirebilmek için vakıf kurdu.Yüzlerce burs verdiği öğrencileri var.Ve yüzlerce okumuş mesleğini eline almış,Türkiye'nin bir çok şehrinde görev yapan öğrencileri var.Babam hala onlarla konuşurken,gelen mektupları okurken ağlar.Öğrencilerinin babama hocam diyişlerini gördükçe babamın sevgisi kalbime,yere göğe sığmıyo.Böyle bir adama layık olamadığımı düşünürüm hatta.Babamın çeyreği olmak isterim hep.
Ben de şimdi elimden geldiğince yardımcı oluyorum çevreme.Birilerine el uzatmak için açlıktan ölüyo vaziyetine gelmeleri gerekmediğini biliyorum.Hayat şartlarının dengesizliğini,canı çıkana kadar çalışıp eve bir kuru ekmek götürenin yanında,onun yarısı kadar yorulmayıp cebinde iki tane o işçiyi çıkarıcak parası olanın aynı yollarda yürüdüğünü biliyorum.Önce ailemden sonra komşumdan meshul olduğumu biliyorum.Bana verilenin mutlaka paylaşılıcak miktarı olduğunu biliyorum.İstiyorum ki ben babama-anneme nasıl hayransam,nasıl onun yarısı olabilsem diyosam benim çocuklarımda beni böyle görsün.Çocuğumun "öyle pintidir ki çöpünü vermez kimseye lanet olasıca" diye hatırladığı,utandığı bir anne olmaktan korkuyorum.Ben nasıl çocuklarıma yetiyosam başka annelerde yetsin istiyorum.
Hiç bişey yapamıyomusunuz.Evde bir kumbara yapın kendinize.Bozuk para kumbarası.Marketten,pastaneden,ordan burdan cebinizde şangır şangır öten bozuk paraları atın kumbaranıza.1 milyon,500bin gözünüze çok geliyosa 100liraları atın.Bir süre belirleyin ve bir amaç.Mesela 6 aylık bir süre biçin.6 ay sonra burdan çıkan parayla bir çocuğa kazak alınıcak diyin.Veya mahallenizdeki ihtiyacı olan bir eve erzak.Bunu da mı yapamadınız.Çantanızda çikolata,şeker gibi bişey taşıyın.Ama mutlaka taşıyın.Sizin küçümsediğiniz çikolatanın parasını çocuğunun eksiğini almak için kenara koyan biriktiren evler var.O evlerin çocuklarına verin çantanızda ki çikolatayı,şekeri.Ve ne olur unutmayın,birinin ihtiyaçlı olması açlıktan ölüyo olması demek değil.
Bu sene blog hareket günü konusu yoksulluktu.Tüm dünyada blogcular bugün kendilerince yoksulluk adına bişeyler yapıcaklar.Kimisi yazı yazıcak benim gibi,kimisi ingilizce olan canlı yayında yoksulluk adına kelamlar edicek,kimisi çizicek,kimisi reklam gelirini bağışlicak.Herkes elinden geleni yapıcak kısacası.Siz de umarım bu yazıyı okuduktan sonra en azından düşünürsünüz.Daha sonra harekete geçerseniz de ne mutlu size,bize tüm insanlığa :)


7 Ekim 2008 Salı

Köz Kırmızı Biber Salatası

Artık biliyosunuz ki fotoğraf makinem yok :) Alıcam ama ne zaman belli değil çünkü beni onikiden vuran bir fotoğraf makinesi de yok henüz :)) Cep telefonuyla çekilmiş bir fotoğraf kendisi görüntüden de anlayacağınız gibi :) Netliği iyi olmasada hazır çekmişiz salatayı tarifini ekliyeyim bari dedim :) İlerde birgün değiştiririm fotoğrafı nasılsa :)Ben aslında pek sevmem kırmızı biberi(açıkcası biberin hiçbir rengini hiçbir halini sevmem :D ) Gördüğünüz gibi benim için daha çok yenilebilir bir hal alsın diye kornişon turşuyu bastım salataya :))) Tarif çok kolay yazın kırmızı biber közleyip atanınız varsa dondurucuya hele de ohooo 2-3 dklık iş :))
Malzemeler:
1 kg kırmızı biber
150 gr kornişon turşu
1 büyük kutu mısır konservesi
2 adet havuç(ben kullanmadım)
zeytinyağı,tuz,limon
Hazırlanışı:
Biberleri fırında veya ocakta közlüyoruz.Biberler ılınınca kabuklarını soyuyoruz.Havuç olmadığı için ede ben kullanmadım ama siz kullanmak isterseniz havuçları soyup julyen doğrayın.(kibrit çöpünden biraz daha kısa ve biraz daha kalın)Közleyip soyduğumuz biderleri de kalın jülyen şeklinde doğruyoruz.Kornişonu da halkalar halinde doğruyoruz.Salata kasesine mısırında suyunu süzdükten sonra hepsini döküyoruz.En son yağ,limon ve tuzunu da atıp bir iki harmanladıktan sonra servis yapıyoruz.