Hayata Dair Notlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hayata Dair Notlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ekim 2008 Çarşamba

Blog Action Day 2008 - Yoksulluk


ibrahim Sadri - Kirmizi Araba
Yükleyen sayit

Biliyorum ki anne-baba olanlarınız varsa aranızda kalbinizde bir sızı olucak işçi süleymanın acısı.
Ve aslında ben satırlarca yazsamda şiirin yaptığı etkiyi yapmicak.Ben anne olunca öğrendim ki,insan eğer yaşamak için bir sebep sadece bir sebep arasaydı kendine evladının gözlerinin içine bakması yeterli olurdu.Bütün malınızı,sağlığınızı,canınızı,kanınızı,nefesinizi istesin de vereyim diyosunuz anne olunca.Eminim ki babalık da böyle bişey.İşten eve dönerken belki son minibüs paranızı onun sevinç çığlığına verebilirsiniz hiç düşünmeden.Yaşam artık "onun için yaşamak"olur herşeyden önce.
Düşünün ki nefesinizi söküp vereceğiniz çocuk sizden arkadaşının yediği yemekten istiyo.Ama alıp yapıcak paranız yok.Arkadaşının ayakkabılarını gösterip ağlarken,çaresiz başka masallar anlatıyosunuz.O arkadaşının ayakkabıyı eskitip,ucunu patlatıp,kenarını yırtıp bir maçta yenisini istediği zaman annesinden,annesinin size vermesi için dua ediyosunuz.Biraz mırıldanır çocuğunuz ama siz bi güzel yıkar diker yeni olmasa da yeni gibi yaparsınız ayakkabıyı.Hem bu ay daha fazla temizlenicek ev bulursanız yenisini de alırsınız evladınıza.
Ne zaman bu kadar hissiz aç gözlü insanlar olduk bilmiyorum.Ne zamandır Rabbena Hep Bana der olduk.Eskilerimizi bile vermeye korkar olduk.Malımıza,mülkümüze,paramıza hayatımızı sıkı sıkıya bağlar olduk ne zaman?Ben yoksulluk görmedim çok şükür.Ama yoksul bir aileden geliyorum.Dedem zamanının hatırı sayılır zenginlerindenmiş.Dedem ve amcamın yaptığı silahlar konuşulurmuş heryerde.Babam ben silah yapmak istemiyorum okumak istiyorum diyince evlatlıkdan reddetmiş.Yatılı okullarda kalmış hocalarının yardımıyla okumuş.Bazen anlatır arkadaşlarının aça aça minick olmuş kalemlerini çöpe atınca nasıl gidip aldığını,onlarla yazıp,okuduğunu.Daha sonra hocaları elinden tutmuş ihtiyaç olduğu zaman çağırmışlar öyle öyle okumuş mesleğini eline almış.4 tane çocuğu olmuş iki meslek yapmış.Annemle beraber canla başla çalışmışlar çocuklarını büyütmüşler,yetiştirmişler çok şükür.Zeytinin bizim evde özel bir yeri vardır.Annem,babam ve iki ablam için.O zamanlar babam zeytini bakkalın gazeteden yaptığı küçük külahlar içinde alırmış.Ablamlara da "yarım yiyin midenizi yakar"dermiş çabuk bitmesin diye.Ablamların arasında bir yaş var ikisi de çocuk o zamanlar.Korkar yarım yarım yerlermiş zeytini.Kardeşim ve ben zeytinin çeşit çeşit olduğu zamanı gördük soframızda.Ben bir anneyim şimdi ve onları daha iyi anlıyorum artık.
Babam bazı akşamlar eve geldiğinde anneme,"kızlara ikişer kat kıyafet ayır gerisini yıka,ütüle paketle öğrencilere götürücem,eski olmasın sakın"derdi.Annem kıyafetleri toplarken ablamlar ağlarlardı "daha giymedik bile biz" diye.Daha çok küçüktüm ben ve biz yeni yeni durumumuzu toparlıyoduk.Evimizin tam karşısında MEB in kız yurdu vardı.Haftada en az iki kere ordan öğrenci kızlar misafir olurlardı soframıza.Onların olmadığı zaman üniversiteli öğrenci abilere büyükce sofralar dizilirdi.Cerrahpaşa çocukda okuyan bir abiye ingiltereden eğitim için davetiye gelmişti birgün.Akşam babam eve aldı geldi abi ağlıyo "hocam bu benim hayatımın fırsatı ama bilet param yok gidemicem"diye.Annesi,babası Konya'da karşılayacak durumları yok.Ağbi ağlıyo babam ağlıyo.Ağbi evden ayrılırken babam yarın akşam gel sen bize gene dedi.Ertesi akşam abi geldiğinde yemekten sonra oturdular."gidiyosun Fahrettin al bu bilet paran sen okicaksın,bu da harçlık sana yüzümü kara çıkarma oğlum"dedi.Fahrettin abi babamın ellerine kapandı "Hem hocamsın,hem anamsın,hem babamsın"diye ağlıyo.O ağlıyo babam ağlıyo yerde oturmuş izleyen ben ağlıyorum.Benim babam imam.Kendi memur maaşından çekmiş ogün,cemaatini dolaşmış Fahrettin abi için para toplamış.O gittikten sonrada anneme bu ay biraz sıkışıcaz ona göre dedi.
Fahrettin abi şimdi büyük bir sağlık şirketleri topluluğunun kurucusu ve yöneticisi.Babamın burs verdiği diğer 3 tane öğrencisiyle birleşip sağlık şirketi oluşturdular.İstanbul'un en iyi hastanelerinden 4'ünü onlar kurdular ve yönetiyolar.Babam benim maaşım bana yetmiyo diye açgözlülük yapmadı hiç bir zaman.En kötü zamanlarda bile Allah'ın kendine verdiğinden o da başkalarına verdi.Arkadaşlarının çöpe attığı kalemlerle okuyan çocuk memur oldu.Jelatin kesti kazandığıyla esnaflardan birinin dükkanında küçük bir tezgahta kendi mallarını sattı.Daha sonra kendi dükkanını açtı,kendi konfeksiyonunu açtı vs vs.Ama hiçbir zaman "onlar malarından verdikleri zaman kendilerini zararda görürler" ayetindekilerden olmadı.Annem hiçbir zaman onlara vericeğine eve şunu al,ben bunu giymek isterim demedi.Ve babam 2,3,5,10 derken sayıları devamlı artan üniversiteli gençlere burs yetiştirebilmek için vakıf kurdu.Yüzlerce burs verdiği öğrencileri var.Ve yüzlerce okumuş mesleğini eline almış,Türkiye'nin bir çok şehrinde görev yapan öğrencileri var.Babam hala onlarla konuşurken,gelen mektupları okurken ağlar.Öğrencilerinin babama hocam diyişlerini gördükçe babamın sevgisi kalbime,yere göğe sığmıyo.Böyle bir adama layık olamadığımı düşünürüm hatta.Babamın çeyreği olmak isterim hep.
Ben de şimdi elimden geldiğince yardımcı oluyorum çevreme.Birilerine el uzatmak için açlıktan ölüyo vaziyetine gelmeleri gerekmediğini biliyorum.Hayat şartlarının dengesizliğini,canı çıkana kadar çalışıp eve bir kuru ekmek götürenin yanında,onun yarısı kadar yorulmayıp cebinde iki tane o işçiyi çıkarıcak parası olanın aynı yollarda yürüdüğünü biliyorum.Önce ailemden sonra komşumdan meshul olduğumu biliyorum.Bana verilenin mutlaka paylaşılıcak miktarı olduğunu biliyorum.İstiyorum ki ben babama-anneme nasıl hayransam,nasıl onun yarısı olabilsem diyosam benim çocuklarımda beni böyle görsün.Çocuğumun "öyle pintidir ki çöpünü vermez kimseye lanet olasıca" diye hatırladığı,utandığı bir anne olmaktan korkuyorum.Ben nasıl çocuklarıma yetiyosam başka annelerde yetsin istiyorum.
Hiç bişey yapamıyomusunuz.Evde bir kumbara yapın kendinize.Bozuk para kumbarası.Marketten,pastaneden,ordan burdan cebinizde şangır şangır öten bozuk paraları atın kumbaranıza.1 milyon,500bin gözünüze çok geliyosa 100liraları atın.Bir süre belirleyin ve bir amaç.Mesela 6 aylık bir süre biçin.6 ay sonra burdan çıkan parayla bir çocuğa kazak alınıcak diyin.Veya mahallenizdeki ihtiyacı olan bir eve erzak.Bunu da mı yapamadınız.Çantanızda çikolata,şeker gibi bişey taşıyın.Ama mutlaka taşıyın.Sizin küçümsediğiniz çikolatanın parasını çocuğunun eksiğini almak için kenara koyan biriktiren evler var.O evlerin çocuklarına verin çantanızda ki çikolatayı,şekeri.Ve ne olur unutmayın,birinin ihtiyaçlı olması açlıktan ölüyo olması demek değil.
Bu sene blog hareket günü konusu yoksulluktu.Tüm dünyada blogcular bugün kendilerince yoksulluk adına bişeyler yapıcaklar.Kimisi yazı yazıcak benim gibi,kimisi ingilizce olan canlı yayında yoksulluk adına kelamlar edicek,kimisi çizicek,kimisi reklam gelirini bağışlicak.Herkes elinden geleni yapıcak kısacası.Siz de umarım bu yazıyı okuduktan sonra en azından düşünürsünüz.Daha sonra harekete geçerseniz de ne mutlu size,bize tüm insanlığa :)


12 Şubat 2008 Salı

Bugün Şiir Var

Ne tembel kızsın kaçgündür hiçbişey yapmıyosun demyin sakın.Yapıyorum çok güzel iki davet,bir doğum günü kutlaması yaptım.Birsürü tarif fotoğraf var bekleyen aslında.Ama son günlerde hiç keyfim yok :( Okuyorum,izliyorum o kadar ülkesinden insanından ümitli olan ben.Evet güzel günler göreceğiz,güzel şeyler yapacağız sesimizi duyaracağız,g gelişiyoruz kendimizi geliştiriyoruz,ilerliyoruz derken ne kadar da geri kaldığımızı görüyorum ve çok canım sıkılıyo.Evet gene biyerlerde bişeyler okudum gene sesimi çıkardım,fikrimi söyledim.Ama ne bileyim üzgünüm,kırgınım işte..
Aklıma Mehmet Akif'in çok sevdiğim bir-iki şiiri geldi ve Üstad Necip Fazıl'dan bir kıta onları paylaşmak istiyorum bugün sizinle.Bilmem sizde de aynı etkiyi yapar mı?Sizinde içinizde bi teli titretir canınızı yakar,gözünüze yaşı getirir mi?


Atiyi Karanlık Görerek Azmi Elden Bırakmak
Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak...
Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak.
Dünyâda inanmam, hani görsem de gözümle.
İmânı olan kimse gebermez bu ölümle
Ey dipdiri meyyit, "İki el bir baş içindir."
Davransana... Eller de senin, baş da senindir!
His yok, hareket yok, acı yok... Leş mi kesildin?
Hayret veriyorsun bana... Sen böyle değildin.
Kurtulmaya azmin neye bilmem ki süreksiz?
Kendin mi senin, yoksa ümîdin mi yüreksiz?
Âtiyi karanlık görüvermekle apıştın?
Esbâbı elinden atarak ye'se yapıştın!
Karşında ziyâ yoksa, sağından, ya solundan
Tek bir ışık olsun buluver... Kalma yolundan.
Âlemde ziyâ kalmasa, halk etmelisin, halk!
Ey elleri böğründe yatan, şaşkın adam, kalk!
Herkes gibi dünyâda henüz hakk-ı hayâtın
Varken, hani herkes gibi azminde sebâtın?
Ye's öyle bataktır ki; düşersen boğulursun.
Ümmîde sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!
Azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar;
Me'yûs olanın rûhunu, vicdânını bağlar
Lânetleme bir ukde-i hâtır ki: Çözülmez...
En korkulu câni gibi ye'sin yüzü gülmez!
Mâdâm ki alçaklığı bir, ye's ile şirkin;
Mâdâm ki ondan daha mel'un daha çirkin
Bir seyyie yoktur sana; ey unsur- îman,
Nevmid olarak rahmet-i mev'ûd-u Hudâ'dan,
Hüsrâna rıza verme... Çalış... Azmi bırakma;
Kendin yanacaksan bile, evlâdını yakma!
Evler tünek olmuş, ötüyor bir sürü baykuş...
Sesler de: "Vatan tehlikedeymiş... Batıyormuş!"
Lâkin, hani, milyonları örten şu yığından,
Tek kol da "yapışsam..." demiyor bir tarafından!
Sâhipsiz olan memleketin batması haktır;
Sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır.
Feryâdı bırak, kendine gel, çünkü zaman dar...
Uğraş ki: Telâfi edecek bunca zarar var.
Feryâd ile kurtulması me'mûl ise haykır!
Yok, yok! Hele azmindeki zincirleri bir kır!
"İş bitti... Sebâtın sonu yoktur!" deme, yılma.
Ey millet-i merhûme, sakın ye'se kapılma.


Zulmü Alkışlayamam
Zulmü alkışlayamam, zâlimi asla sevemem;
Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Biri ecdâdıma saldırdı mı, hattâ boğarım!..
- Boğamazsın ki!- Hiç olmazsa yanımdan koğarım.
Üç buçuk soysuzun ardında zağarlık yapamam;
Hele hak nâmına haksızlığa ölsem tapamam.
Doğduğumdan beridir âşıkım istiklâle,
Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lâle!
Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?
Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!
Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam aldırma da geç git, diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!
Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu...
İrticâın şu sizin lehçede ma'nâsı bu mu?


Ve son olarak Necip Fazıl Kısakürek'den;

Mehmed'im sevinin başlar yüksekte!
Ölsekte sevinin, eve dönsek de!
Sanma bu teker kalır tümsekte!
Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir