18 Haziran 2009 Perşembe

Yoğurtlu Köz Patlıcan Salatası


Malum mangal sezonu açıldı güzel ülkemde :) Kanser riskiymiş falan fıstık mühim değil bizim için o etler mangalda cızır cızır pişiyo mu?.Benim içinse mangalda cızırdayan etler kadar kıymetli olan bir şey daha var ki o da patlıcan.Ölüyorum bitiyorum o patlıcana ben :) Ne güzel sebzedir ya Rabbi bu patlıcan bir tek çiğ olarak tüketmiyorum onu da bırak tüketmiyim artık dimi :) Mangal ziyafetlerinin olmazsa olmazı mezeler,salatalar.Ben de mangal dedikleri zaman patlıcan diyen biri olarak patlıcan salatası tarifini vereyim o zaman dedim.Çok çeşitli şekillerde yapılıyo olsa da kendisi biz bu tarifi benimsedik sevdik.Deneyenler olursa afiyetler olsun diyoruz :)

Malzemeler:
1 kg patlıcan
3-4 diş sarmısak (dileğe göre sayısı değişebilir)
Yoğurt
Pul ve toz kırmızı biber
Tereyağı
Tuz

Hazırlanışı:
Patlıcanları közde iyice pişirdikten sonra soğutup soyuyoruz.Patlıcanları bıçakla ince ince doğruyoruz.Sarmısakların yarısını dövüp patlıcana karıştıyoruz ve tuzunu ilave ediyoruz.Kalan sarmısakları da dövüp yoğurda karıştırıyoruz ve patlıcanların üzerine döküyoruz.En son tereyağını ocakta kızdırdıktan sonra kırmızı biber ve toz biberi ilave ediyoruz.Hazırladığımız sosu yoğurtlu patlıcanın üzerine gezdiriyoruz.Ohhhh misss :))
Posted by Picasa

05 Haziran 2009 Cuma

Mahlepli Kandil Simidi



Uzunca zamanlar yazmıyorum.Umrumda değil blog demek değil bu.Sadece yemek harici bir şeyler yazmak konusunu kafamda pek netleştirmiş değiim.Kendim blogum olmadan önce ve olduktan sonraki dönemlerde netten bir tarif aradığım zaman,eğer blogcu tarif dışında irşeyler yazmışsa sinir oluyodum(halen bazen sinir bozucu bir durum bu benim için)


Zaten gıcık bir tipim.Eğer maksadım zaman geçirmek değil işimi halletmekse beni oyalayan herşey sinir bozucudur.Bu herşey için böyle.Misal;etek almak için dışarı çıktıysam sadece etek bakarım,başka hiç bir şey oyalayamaz beni.Genelde kadınlar da olan birşey vardır mesela "a"mağazada bir eteği beğenmiştir aslında ama diğer 5 mağazaya da bakmadan o eteği almaz.Veya bir etek almak niyetindedir "a" mağazasında ki etek tam aradığı gibidir.O eteği alır ama diğer 5 mağazaya da girer bi bakarsın 3 etek daha almıştır ve belkide o 3 eteği hiç kullanmicaktır.Bende o yok işte girerim bir mağazaya beğendiysem alırım çıkarım etek serüveni benim için biter.


Şimdi bir diyorum ki;bu bloğu okuyanların çoğunluğu "burası yemek blogu ver tarifi çekil uzatma"diyenlerse haklılar.Burası her ne kadar arada hayattan da yazıyor olsam da genel manada bir yemek blogu.Birilerine hayır yapacağız derken birde sinir bozucu olmayalım:) O yüzden yaptıklarımın fotoğrafları yokken tarif yazmak,tarif yazamıyorken de günlük maksatlı yazı yazmak istemediğim için burası artık güncelbirbog olmaktan çıktı.Dönücem eski günlerime ama ne zaman bilemiyorum.

Buralarda yokken çok güzel tarifer denedim.Harika pastalar yaptım ilk sipariş pastamı yaptım hatta iki katlıydı ama onun da fotoğrafı yok malesef :(Arkadaşlardan denediğim tariflerden yeşil kiviye ait bir profiterol tarifi var ki gecenin bir vakti yapılmış sabahına bitirilmiş,sonunu komşuya ikram ettiğim için akşam evde kıyametkopmasına sebep olmuş bir tariftir.Yani demem o ki 4/4'lük bir tarif deneyenin bir daha hazır profiterol alacağını sanmıyorum.Biz ailcek profiterol aşığı olarak,bir profiterol için ne yollar aşındırdığımız zamanlar olduğu halde birdaha hazır profiterol almamaya karar verdiysek :)

Bir de kıyır kıyır poğaca sevenler için şu günlerde İstanbul'a gelse de hasret gidersek diye beklediğim,özlediğim Ninomdan bir poğaca tarifi öneriyorum.Bak bunlar garantili kaçırma derim :)

Geçelim kendi tarifimize :) Efenim okuduğunuz üzre kandil simidi tarifi veceğim bugün.Kandil de değil hayırdır diyosun duydum.Bir kandil günü tarifi yazmayı bende istedim ama gel gör ki tarifi yazdığım kağıdı kaybetmiş bulunmaktaydım :) Anca buldum kağıdı şimdi yazıyorum napalım kısmet.Sen bu adresi unutmican kandil akşamı yapıcan artık ahaliye kandil simidini :) İllede kandil akşamı mı yapmaklazım dersen yok efendim canın ne zaman isterse.Kıyır kıyır böyle ağızda dağılan,tatlı tatlı mahep kokan bir simit bu.Reklam kısmını da geçtik işte tarif;

Malzemeler:

1 paket margarin

1 çay bardağı sıvı yağ

1 yemek kaşığı mahlep

1 tatlı kaşığı tuz

1 tatlı kaşığı şeker

1 yumurta

Aldığı kadar un

Susam

Hazırlanışı:

1 yumurtanın sarısı ve beyazını ayırdıktan sonra sarını ve diğerbütün malzemeleri yoğurma kabına alıp yoğuruyoruz.Hafif yumuşak bir hamur elde edene kadar un ilave ediyoruz.Hamurun kıvamını,hamurdan bir parça koparıp şekil verirken dağılıp dağılmadığından anlayabilirsiniz.Hamur kıvama geldiğinde istediğimiz simit oyutuna göre mandalina veya ceviz büyüklüğünde parçalar koparıyoruz.Elimizde şekil verdikten sonra tepsiye diziyoruz.Ayırdığımız yumurta beyazını simitlerin üzerine fırça yardımıyla sürüp üzerlerine susam serpiyoruz.Önceden ısıtlımış 175 dereceli fırında susamlar hafif kızarana kadar pişiriyoruz.Allah'ım ya bak ne kolay tarif dimi? :)

13 Mayıs 2009 Çarşamba

Zeytinyağlı Kuru Patlıcan Dolması


Malzemeler:

Yarım bağ kuru patlıcan
3 su bardağı pirinç
2 büyük soğan
1 çay bardağı zeytinyağı
1 tatlı kaşığı sumak
1 tatlı kaşığı ufalanmış reyhan
1 çay kaşığı yenibahar
1tatlı kaşığı kuru nane
1çay kaşığı kırmızı pul biber
1yemek kaşığı nar ekşisi
100gr dolmalık fıstık
1 yemek kaşığı kuş üzümü
4 adet küp şeker
tuz
1 yemek kaşığı domates salçası
Hazırlanışı:
Bir tencerede suyu kaynatıyoruz.Patlıcanları tek tek bağından çıkarıyoruz ve kaynayan suya atıyoruz.Patlıcanlar yumuşayıncaya kadar 3-4dk kaynayan suda çeviriyoruz.Daha sonra suyunu süzüp patlıcanları ılıtıyoruz.Pirinçleri ayıklayıp yıkıyoruz.Soğanlarımızı olabildiğince ince doğruyoruz.Tencereye zeytinyağını koyup kızdıktan sonra soğanları ekliyoruz.Pembeleşince yıkadığımız pirinçleri ekliyoruz.İyice kavurduktan sonra baharatlarımızı,şekerimizi,tuzu,nar ekşisini ve yarım limonun suyunu sıkıyoruz.Daha sonra bir su bardağı kaynar suyumuzu ilave edip kısık ateşte pirinçler suyu çekene kadar pişriryoruz.İçimiz de ılındıktan sonra bir tatlı kaşığı yardımıyla patlıcanları sıkı olmıcak şekilde dolduruyoruz(pirinçler pişince şişeceği için ya taşacaklar yada sıkıştıkları için çiğ kalıcaktır aksi halde).Tenceremize 2 yemek kaşığı zeytinyağını döküyoruz.1 yemek kaşığı domates salçası 1 yemek kaşığı nar ekşisini kavurup ılınınca dolmalarımızı diziyoruz.Üzerlerini 2 parmak geçicek şekilde ılık su ilave edip kısık ateşte suyunu çekene kadar pişiriyoruz.Dolmalar ılındıktan sonra servis tabağına alıp soğuk servis yapıyoruz.
Not:Dilerseniz dolma içine sarımsak da rendeleyip koyabilirsiniz.Farklı bir lezzeti olur.

03 Nisan 2009 Cuma

Onun Adı OTİZM

Otizm nedir?Günümüzde her 150 çocuktan birini etkileyerek, çocuklar arasında en hızlı yaygınlaşan nörolojik bozukluk olması ile dünya genelinde hızla yayılan bir hastalık olarak görülüyor…Dünyada bu yıl şeker, kanser ve AIDS dahil olmak üzere bir çok hastalıktan daha fazla sayıda otizm teşhisi alınması öngörülüyor...İstatistikler genetik temelli olduğunu gösteriyor. Çevresel faktörler de dahil olmak üzere, nedenlerinin bulunması için yoğun araştırmalar devam ediyor...Kesinlikle ülke, ırk, kültür ya da sosyo-ekonomik farklılık gözetmiyor…Bugün için bilinen en etkili tedavisi yoğun bireysel eğitim...Dünya Otizm Farkındalık Ayı2 Nisan, tüm dünyada otizm konusunda farkındalık yaratmak ve otizm ile ilgili sorunlara çözüm bulmak amacıyla, 2008 yılında Birleşmiş Milletler tarafından “Dünya Otizm Farkındalık Günü” (2nd April World Autism Awareness Day) olarak ilan edilmiştir. 2 Nisan’da başlayan “Otizm Farkındalık Ayı” çerçevesinde tüm dünyada otizmle ilgili araştırmaların teşvik edilmesi ve bilinirliğin artırılarak, erken teşhis ve tedavinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.
Otizm,bundan belki 5-10 sene öncesine kadar bir çoğumuzun adı bile bilmediği bir rahatsızlıktı.Öyle hızla yayılmaya başladı ki ailenizde olmasa bile mutlaka sağınızda,solunuzda bir otistik çocuğa raslar durumdayız.Benim Otizmle tanışmam çocukların konuşmada geç kaldıklarını düşünmemiz nedeniyle gittiğimiz bir prof(?!) sayesinde oldu.Bir kaç çocuk doktorunun,büyüklerin "ikizler ve erkek çocukları mutlaka geç konuşucaklardır"diyerek rahat olmamızı söylemelerine rağmen içimiz rahat etmedi ve bir uzamana gitmeğe karar verdik.Benim hatam internetten araştırarak bir çocuk psikiyatristi bulmam oldu sanırım.Aynı hataya aman düşmeyin derim.Ben çocukların iki buçuk yaşında oldukları halde hala konuşamamalarından rahatsız olup,internette arıştırma yapmaya başlayınca,çocuklarda aslında çok net,ısrarcı bir şekilde olmasa da dikkateksikliği,göz kontağı kurmama sorunu gibi otizm belirtileri gördüğümü söyledikten sonra netten bulduğum prof beye ,bana "evet aslında, tabiki bunu söylemek zor.bir insana öleceğini söylemek gib, onun kadar zor ama çocuklarınız %99 otistik" diyen süper beyin sayesinde ilk defa otizmle karşı karşıya geldim.
Otizmi daha ayrıntılı araştırmaya başladım internetten.Sitelerin %85'i kopyala yapıştır,salla gitsin zihniyetiyle hazırlanmış ve bu %85'i de bana otizmin soğuk anne rahatsızlığı olduğunu söylüyodu.Yani çocuklarımın böyle bir rahatsızlığının olması benim sorumsuzluğum,soğukluğum,ilgisizliğimdi.Bu benim aşırı derecede psikolojimi bozdu."İkiz oldukları için yoruldum da onları boşladım mı?Ben iyi bir anne olamadım mı? Ev için,keyif için onların zamanını mı çaldım?"diye kendi kendime sora sora kafayı tırlattım bi müddet.Halbuki çocukları mecburen,benden çok daha deneyimli,bilgili olan anneme bırakıp işlerimi halletmeye çıktığım zamanlar bile yüz defa annemi arar"şöyle yedir anne,böyle yatır anne ,nasıl ağladılar anne,zart oldu anne zurt oldu anne" demek suretiyle kadını canından bezdiren "sanki hiç çocuk büyütmedik,bunun çocuklarının ki altından"dedirten böyle evlat manyağı bir anneydim.Daha sonra kitaplar,dergiler yığdım eve okudum ve öğrendim ki Otizmin soğuk anne,maddi gelir vs gibi sebeplerle alakası kesin olarak bulunamamış nörolojiyle ve psikiyatriyle alakalı henüz tıbbın sebepleri şunlardır diyemediği ve bu yüzden kesin çözümleri de bunlardır diyemediği,halen tıbbın üzerinde çalıştığı bir rahatsızlıkmış.
Cerrahpaşa'da babamın öğrencilerinin tavsiyesiyle çocukları Genetik uzmanı Dr.Ahmet Aydın'a götürdüm çocukları.Daha önce gittiğim doktoru çocukların durumunu vs anlattım.Testler sonuçlanana kadar uzun bir süre geçer zaman kaybetmeyelim dedi ve bana çocuklarda uygulamam için otizm diyeti verdi.Normal un yasak,süt yasak,balık yasak,patates yasak vs vs.Genel olarak çocukların çok sevdikleri ve sürekli tüketim ürünleri olan şeyler hep yasak.Uygulaması gerçekten çok zor oldu.O kadar test vs yapıldı ki hangisi nereye veriliyodu,nerden alınıyodu sorusu Öss'den daha çok sitres yaratır olmuştu.Annemler falan bile bu tahlili nereye götürücektin?Burdan hangi sonucu alıcaktın sorularına verdiğim cevaplarda ki düşünme sürelerinden hafıza mı ölçer olmuşlardı.Bütün testler,tahliller bitti alnımın akıyla "zehir gibi" bir hafızayla çıktım bu hengameden :) Sonuçlarla Ahmet beye gittim tekrar ve hemen hemen hiçbir sorun yoktu.Hatta bazı değerler o kadar iyi çıkmıştı ki doktor "sen bu çocuklara ne yediriyosun"demişti şaşkınlıktan :) (düzenli olarak arı sütü,polen,bal karışımı,balık yağı ve ginko biloba işin sırrı :) ) Benim içim gene de rahat etmedi ve en son psikiyatrist Mücahit Öztürk'ün odasında bulduk kendimizi.Otizmde özellikle dalında tek olduğu söylenir Mücahit beyin.Zaten odasına girip de görüşmeye başladığınızda "bu sefer doğru yerdeyim"diyorsunuz.
Mücahit bey bize otizm ile yaygın gelişimsel bozukluk arasında ki farkları anlattı.Çocukların diğer yaygın gelişimsellere göre çok çok daha iyi durumda olduğunu,EĞİTİM,EĞİTİM,EĞİTİM! tedavisiyle normal gelişim gösteren çocuklarla olan arayı kapatabiliceğimize dair ümitler verdi:)
Diyet,oksijen tedavisi vs gibi tedavi yöntemlerinin hiçbir tıbbi geçerliliği olmadığını tek çaresinin zaten sürekli yenilediği EĞİTİM EĞİTİM EĞİTİM!olduğunu söyledi.Bir senedir kendisinin önerdiği bir rehabilitasyon merkezinde özel bireysel eğitim alıyolar çocuklar.Çok güzel gelişmeler kaydediyoruz :)
Eğer otistik bir çocuğunuz varsa ve özellikle anneyseniz size tavsiyem kendinizi suçlamayın kesinlikle.Otistik bir çocuğa sahip olmak hiçbir şeyin sonu değil.Aldığınız haber bir ölüm haberiyle kesinlikle eş değer değil.Eğer kendinize dönüp baktığınız zaman eksikler görüyorsanız bu süreç sizin içinde bir atağa geçme,kendini geliştirme süreci olsun.Kesinlikle kendinizi cezanldırmakla vakit kaybetmeyin.Çocuğunuzla beraber kendinizi de eğitime sokun ve zihninizi dört açın.Kendinize acımayı veya kendinizi acındırmayı bir kenara bırakın artık daha sıkı daha sert bassın ayaklarınız yere.Eğitimi sadece rehabilitasyon da ki eğitmenlerin üzerine atmayın en az onlar kadar etkili bir eğitmensiniz.Ben derim ki,çocuğunuz bireysel eğitime girdiği zaman uzaktan eğitmeni izleyin mutlaka.Her çocuğun eğitim için kendinde açtığı bir kapı var ama farklı renklerde,farklı boylarda.Çocuğunuzu iyi inceleyin ve bu kapılarını bulun.Çocuğunuz kendine veya çevreye karşı şiddete eğilimli olabilir.Kendine ve çevreye zarar verici hareketlerde bulunabilir bu yüzden ona bağırmayın,dışlamayın ve ondan utanmayın.Sizin sert tepkilerde bulunmanız zaten onu daha tedirgin edecek ve daha çok kendine zarar verme eğilimine girecektir.Çocuğunuzun diğer çocuklardan farklı bir dünyası,kendince kurduğu farklı bir hayat işleyiş sistemi var bunu unutmayın.Kendinizi ona kızıp bağırmadan önce onun yerine koyup onun gözlerinden bakın olaylara onu daha iyi anlayacaksınızdır.Ona sıkı sıkı sarılın,sık sık mıncıklayın,şapır şupur öpün :) Siz de akrabalarınız vs de ten teması kurun çocuğunuzla.Abartılı sevgi gösterilerinde bulunun.Günlük hayatta herşeyin,her nesnenin mutlaka söyleyin.On kere de bin kere de olsa bunu bastıra bastıra,ağız hareketlerinizle biraz da abartılı bir mimikler kullanarak söyleyin.Artık çok sabırlı bireyler olun.Asla ümitsizliğe,yorgunluk,bezginliğe kapılmayın.Belki biraz geç de olsa emin olun çok lezzetli meyveler alacaksınız çocuğunuzdan.
Ben Nisan ayının dünya otizm ve farkındalık ayı olarak ilan edildiğini bugün sevil arkadaşın blogunda okuyunca öğrendim.O'nun da verdiği bilgiler için,duyarlılığı için ayrıca teşekkür ediyorum tekrar kendisine.Kendisi de,ben de bu yazıyı okuyanlardan rica ediyoruz.
yayınlayın..link verin..tanıtın..paylaşın..toplumu bilinçlendirmek adına ne olur Destek verin...

OTİZM TANISI ALMIŞ ÜNLÜLER
Albert Einstein, 1879-1955, Alman/Amerikalı fizikçiIsaac Newton, 1642-1727, İngiliz matematikçi ve fizikçiFriedrich Nietzsche, 1844-1900, Alman filozof Thomas Edison, 1847-1931, Amerikan mucitHenry Ford, 1863-1947, Amerikalı sanayiciHikari Oe, Japon besteciBhumi Jensen, Taylan prensi,Stephen Wiltshire, İngiliz mimarCaiseal Mor A Blessing and a Curse: Autism and Me’in yazarı, fantastik hikayeler en iyi satanlar arasında girmiştir, müzisyen ve sanatçıJane Austen, 1775-1817, İngiliz romancı, Pride&Prejudice’ın yazarıBéla Bartók, 1881-1945, Macar BesteciLudwig van Beethoven, 1770-1827, Alman/Viyanalı müzisyenAnton Bruckner, 1824-1896, Avusturyalı BesteciEmily Dickinson, 1830-1886, Amerikan şairOliver Heaviside, 1850-1925, İngiliz fizikçiThomas Jefferson, 1743-1826, Amerikan politikacıCarl Jung, 1875-1961, İsviçreli psikoanalistFranz Kafka, 1883-1924, Çek yazarWasily Kandinsky, 1866-1944, Rus/Fransız ressamCharles Rennie Mackintosh, 1868-1928, İskoç mimar ve tasarımcıGustav Mahler, 1860-1911, Çek/AvusturyalıWolfgang Amadeus Mozart, 1756-1791, Avusturyalı besteciGeorge Bernard Shaw, 1856-1950, İrlandalı oyun yazarı,Richard Strauss, 1864-1949, Alman besteciNikola Tesla, 1856-1943, Sırp/Amerikalı bilimadamı, elektrikli motorların mucitiVincent Van Gogh, 1853-1890, Hollandalı ressamTaylor Crowe, sanatçı ve avukatChristopher Knowles, Amerikan şairJasmine O'Neill, Through the Eyes of Aliens yazarıBirger Sellin, Alman yazar

asla unutmayın her sağlıklı insan her an özürlü olmaya adaydır!!


05 Mart 2009 Perşembe

İşitme Kayıplılar İçin Türkçe Filme Türkçe Alt Yazı




Merhabalar...
Siz de benim gibi çevrenize ve engellilere duyarlı olduğunu düşünenlerden misiniz?Ben hiç de öyle olmadığımı çocuklara yaygın gelişimsel bozukluk tanısı konup da rehabilitasyon merkezleriyle tanışınca öğrendim.Meğer etrafımda ne kadar çok fiziksel veya zihinsel engelli insan varmış.Hepsinin ayrı ayrı ne çok ihtiyacı,gereksinimleri varmış.Ve %90 'ı kendi dünyalarında,kendi dertlerine boğulmuş,bir engelli gördüğü zaman "vah vah" demeyi duyarlılık zannetmiş insanlar sayesinde, kendi yağlarında kavrulmaya olduğu kadarıyla yaşayabilmeye mahkum olmuşlar.Ben derim ki duyarlılığın ne demek olduğunu,nasıl olduğunu anlamak için başınıza gelmesini beklemeyin...
İşitme Kaybı blogunun sahibesi Delfina,işitme kayıplılar için türkçe film izlemenin sadece seyretmekden ibaret olduğundan şikyetci olduğu için neden türkçe filmler de işitme kayıplılar için alt yazı uygulaması olmadığını araştırmaya koyulmuş.Ve Divx Planet'te ki gönüllü çevirmenler sayesinde 50'den fazla filmin sırf bu amaç için çevirildiğini görmüş.
Delfina blogunda,
Tek tek blogunda anlatmış.Bana düşen türkçe filmleri anlayarak izlemek isteyip de böyle bir uygulamadan haberi olmayan işitme kayıplıların google da araştırma yaptıklarında bu bilgiye daha çabuk erişebilmeleri için bunları blogumda paylaşmaktı.Umarım faydam dokunur birilerine.Şimdi bu blogu okuyan blog yazarı arkadaşlarıma da,kendi bloglarında bu bilgiyi ve linkleri paylaşmak düşüyor.Blogu olmayan diğer okuyuculara da linkde ki yazıyı mail listelerinde ki insanlara ulaştırmak.

23 Şubat 2009 Pazartesi

Peynirli Çıtır Börek

Selam ey okuyucu kitlesi :)
Çok düşünceli bir blogger olarak sizlere çok pratik,çıttır çıttır,pek leziz bir börek tarifi veriyorum bugün (aslında tamamen kendi tarif defterime hizmet ediyorum :D ) Böreğin şöyle de güzel bir yanı var ki;boş vaktinizde sarıp dondurucuya atabilir habersiz çıkıp gelen misafirlerinize buzluktan hemencecik çıkarıp pişirebilirsiniz.Misafirlerinize"Enem ne becerikli hatun iki dakika da börek yaptı bize gördün mü kız?"dedirtmek suretiyle de gururlan salım salım salınabilirsiniz :)) Tarif gördüğünüz gibi çocukların doğum gününden beri "bu uyuşuk yazsa artık bizi bloguna"diyip bekliyodu öylece yazdık işte :)
Milföy kadar gevrek,çıttır çıttır,Milföyün 1/10'i kadar hafif olan böreğimizin tarifi şöyledir ki ;
Malzemeler:
4 yufka
200 gr beyaz peynir
100 gr margarin
1 yumurta sarısı
Hazırlanışı:
Yufkaların birini tezgahın üzerine komple seriyoruz.Margarini eritip ince bir tabaka olucak şekilde yufkaya sürüyoruz.Üzerine İkinci yufkayı da açıp onu da margarinle yağlıyoruz.Bu üst üste yufkalardan 12 parça çıkacak şekilde yufkayı önce dörde,daha sonra bu dört büyük parçayı 3'er 3'er kesiyoruz.Yufka parçalarının geniş kısmına ezdiğimiz peyniri enlemesine seriyoruz.İsterseniz peynir harcının içine maydonoz da koyabilirsiniz bizde kendileri yenmediği için ben koymuyorum.Geniş sigara böreği sarar gibi sarıyoruz.Bütün yufkalar bitene kadar aynı işleme devam ediyoruz.Fırın tepsisini yağlıyoruz.Sardığımız börekleri içi su dolu bir kaba batırıp çıkarıyoruz.Hafif sıkıp su damlamamasını sağlıyoruz ve tepsiye diziyoruz.Böreklerin üzerine yumurta sarısını da sürüp 175 dereceli fırında üzerleri kızarana kadar pişiriyoruz.Çıttır çıttır börekleri ıscak ıscak mideye cukka ediyoruz :))
Posted by Picasa

05 Şubat 2009 Perşembe

Araba Tutkunlarına Pasta :)


Pastanın aslı ve daha yakışıklısı butik pasta ustası Ayşe'ye ait:)Benim pasta çırak işi oldu ama güzel oldu beahh :)

Bu pastayı,babamın arabasını kaçırıp gecenin bi vakti ikitelli'de araba yarışlarına katılan,evdekilere de "ablamı çok özledim onlarda kalıcam"diyen ve bunu bendeniz ablasına araba yarışından döndüğünde söyleyen herkesi parmağının ucunda oynatan kardeşcağızımın doğum günü için yapmıştım :)(az önce 3 satırlık bir cümle mi kurdum ben? :) ) Yapalı epeyce bir zaman oldu tabi ama yayınlamak şimdiye kısmetmiş.Pastamız kakaolu pandispanya arasında muz,damla çikolata ve antep fıtğından oluşmaktadır :) Pandispanya tarifimiz da ahan da burda :)
Efenim gel gelelim yeni mim konumuza.Mimimiz çilekli hatundan.En sevdiğim şair ve şiirini yazmam isteniyor.Şiiri çok severim oldum olası.Az şiir ajandaları eskitmedim.Sevdiğim şiirleri bir ajandaya yazıp saklamak yetmez aynı zamanda da ezberlerim o zaman sanki bir bakıma sahiplenmiş gibi hissediyorum şiiri.Sanki daha benden bişey oluyo şiir.Şiirleri çok sevdiğim için sevdiğim şair de çoktur tabi ki :)Necip Fazıl,Mehmet Akif,Nurullah Genç,Arif Nihat,Sezai Karakoç,Cahit zarifoğlu,Ümit Yaşar Oğuzcan,Abdurrahim Karakoç,Atilla İlhan derken uzar gider bu liste.
En az şiir okumak kadar dinlemeyi de severim ama.Bedirhan Gökçe,Seyfullah Kartal,İbrahim Sadri,Sacit Onan,Semih Segen okuyuşlarını çok beğendim kişilerden birkaçıdır.Ben size en çok sevdiğim şiirlerden sadece ikisini paylaşayım malum hepsini paylaşamam şuncacık sayfada :) ama size bir güzellik yapayım ki şiiri okurken aynı zamanda da ustalardan dinleyin ;)

Siyah Gözlerine Beni De Götür
siyah gözlerine beni de götür
daha dokunmadan kurudu irem çöllere bir türlü yağamıyorum
yeni bir koşuşun başlangıcında
biraz deprem sonrası biraz şehir hülyası
bir kalp yangınından geriye kalan
siyah gözlerine beni de götür
artık bu yerlere sığamıyorum
pembe uçurtmalar yollandığından beri
sarardı tiryaki menekşeleri
sonbaharın tozlu kafeslerinde sevgi turnaları yakalıyorum
turnalar gidiyor; ben kalıyorum
avareyim, asûdeyim, yorgunum
bilmiyorum neden sana vurgunum
erzurum garında banklar üstünde uyku tutmuyor karanlıkları
yitik düşlerimi kovalıyorum
gölgeler gidiyor;ben kalıyorum
binbir türlü kokuyorsa yaylalar
siyah gözlerine beni de götür
baharın koynundan koparıp
sana ipek bir mendile sardığım yüreğimle
şehzade gülleri gönderiyorum
umutlar kalıyor; ben gidiyorum
bütün yelkenlileri, deniz fenerlerini
kaptanları sorgulayan
yanından geçen küheylanların korku tûfanına yakalandığı
siyah gözlerine beni de götür
güneş ülkesinden gelen yiğitler
benzeri olmayan bir dünya kursun
cellat, ayrılığın boynunu vursun
usul usul intizârı çürüten bu hercai diken
bu çılgın arzu sürüklüyor imkânsız muştuların eşiğine gönül vâdilerini
bir ağaçtan düşen yapraklar gibi düşüyorum tanyerine
ya topla yaralı kırlangıçları
ya da bu vefâsız şarkıyı bitir
özgürlüğe giden tutsaklar gibi
siyah gözlerine beni de götür

Nurullah Genç



Mona Roza

Mona Roza, siyah güller, ak güller
Geyvenin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Ah, senin yüzünden kana batacak
Mona Roza siyah güller, ak güller

Ulur aya karşı kirli çakallar
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa
Mona Roza, bugün bende bir hal var
Yağmur iğri iğri düşer toprağa
Ulur aya karşı kirli çakallar

Açma pencereni perdeleri çek
Mona Roza seni görmemeliyim
Bir bakışın ölmem için yetecek
Anla Mona Roza, ben bir deliyim
Açma pencereni perdeleri çek...

Zeytin ağaçları söğüt gölgesi
Bende çıkar güneş aydınlığa
Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi
Seni hatırlatıyor her zaman bana
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi

Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar
Işıksız ruhumu sallar da durur
Zambaklar en ıssız yerlerde açar

Ellerin ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi
Ellerinden belli oluyor bir kadın
Denizin dibinde geziyor gibi
Ellerin ellerin ve parmakların

Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
Saat onikidir söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona

Akşamları gelir incir kuşları
Konar bahçenin incirlerine
Kiminin rengi ak, kimisi sarı
Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine
Akşamları gelir incir kuşları

Ki ben Mona Roza bulurum seni
İncir kuşlarının bakışlarında
Hayatla doldurur bu boş yelkeni
O masum bakışlar su kenarında
Ki ben Mona Roza bulurum seni

Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
Henüz dinlemedin benden türküler
Benim aşkım sığmaz öyle her saza
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler
Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza

Artık inan bana muhacir kızı
Dinle ve kabul et itirafımı
Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı
Alev alev sardı her tarafımı
Artık inan bana muhacir kızı

Yağmurlardan sonra büyürmüş başak
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış
Bir gün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak

Altın bilezikler o kokulu ten
Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne
Bir tüy ki can verir bir gülümsesen
Bir tüy ki kapalı gece ve güne
Altın bilezikler o kokulu ten

Mona Roza siyah güller, ak güller
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!
Mona Roza siyah güller, ak güller

Sezai Karakoç

Bu mimi anneperi kime paslar? Ninoma paslar,Leyya'ya paslar,Zerrin'e paslar,Kayhanoviç'e paslar :)

Posted by Picasa

Bir Demet Yemek :)